·353 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ocak 2026 16:06 Yazar sondan başlıyor bu akıcı ve bir o kadar renkli anı kitabında yaşlılığın kötü olmadığını tam tersine cinsel güdülerden arınmış birinin kendini okumaya, düşünmeye ve karşı cinse mahkum olmaktan kurtardığını anlatıyor, yazarın evliliği kısa sürüyor ve yalnız yaşamaktan hoşlanıyor, çocukken yediğini kusan biriyken daha sonra boğazına oldukça düşkün biri haline geliyor, annesi oldukça güzel ve zeki ama talih yazarın yanında olduğu için yazar ülkenin en bilindik İngiliz Dili ve edebiyatı uzmanı oluyor, yazar babasına benziyor üvey babası Falih Rıfkı annesi de eğitimli ve kitap okuyan biri haliyle hem kitaplarla hem de yabancı dillerle haşır neşir olarak büyüyen biri sonunda isteğiyle akademisyen oluyor yazar herkese mutlaka sevdikleri işi yapmalarını aza çoğa bakmamalarını mesela kendi işini bedava yapabilecekken bir de üstüne para almasının kendisini inanılmaz mutlu ettiğini anlatıyor, Atatürkle dans eden yazar Atatürk'ün ellerinin gördüğü en güzel erkek elleri olduğunu söylüyor ve koyu bir Kemalist ayrıca Atatürkü seven herkesin mutlaka kendisine Kemalistim demesini çünkü Atatürkçü kavramının sulandığını Atatürkü sevenin de çıkarı için kullananın da kendisini Atatürkçü olarak lanse ettiğini anlatıyor, İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa'da olan yazar Nazi işgali dolayısıyla kaçmak zorunda kalıyor, yazarlara dair anıları da ilginç mesela büyük şair Yahya Kemal'in pinti ve yüzsüz olduğunu, Ahmet Haşimin kendisini çirkin bulmasına karşın son derece etkili konuşup inanılmaz bilgisiyle görüntüsünü unutturduğunu anlatıyor, Sait Faikin inanılmaz bir hikaye yazarı olduğunu biseksüel (yani her iki cinse de ilgi duyan) eğilimleri olduğunu ve bu konuda yapılan şakalara Sait Faikin çok sinirlendiğini Sait Faikin kıskançlığın kötülüğünden söz edip kendi eşine baktılar diye kavga çıkarmasından sonra insanın her zaman söyledikleriyle yaptıklarının birbirini tutmadığını anlatıyor, Necip Fazılın tam bir kumar tutkunu olduğunu başkalarının evine girip kendi evinde bile olamayacağı kadar rahat olduğunu menfaati için döndüğünü söylüyor, gençliğin Özal'ın etkisiyle kitap okumayıp sadece para peşinde koşan kişilere dönüşmesini hüzünle anlatıyor yazar (bugünde çok farklı değil maalesef) ve yazar yine bir profesörün anti semitik laflarından sonra onu azarlıyor ve bu konuda ne kadar duyarlı olduğunu belirtiyor sağ mahalleden gelen özgürlükçü, vicdanlı biri olarak gerçekten de azınlıklar ve onlara karşı ırkçılık, önyargı, nobranlık konusunda milliyetçi, muhafazakar mahalle hep katı ve genelleştirmecidir bu kulaklar Hitler'in bütün Yahudileri öldürmediğim için bana küfredeceksiniz lafını hünermiş gibi anlatan insanları gördü ve bunlar hep milliyetçi, muhafazakar kişilerdi birini sevmediklerinde yahudi, Ermeni, Yunan diyerek ırkçılık yapıp aşağılarlar sanki kendileri dünyada çok yeni buluşlara imza atan, nefis terbiyesi yüksek, ahlak abidesi insanlarmış gibi mesela Herder gibi Yahudilere soğuk bakan biri bile Yahudiler olmasa dünyanın bugünkü uygarlık ve hukuki durumuna gelemeyeceğini söylüyor ama bizim muhafazakarlara bakarsan her taşın altında İsrail var kendisi çok okuyor, çok çalışıyor, çok düşünüyor çıkarı, uçkuru için yanlış kişileri, partileri destekliyor sonra ülke kötü yönetildi mi sorumlusu hep başkaları, yazar yine varlık vergisi altında yabancılara konan haksız gelir vergisini eleştiriyor, hocası Sabahattin Eyüboğluyla dil konusunda anlaşamadıklarını ama onu çok sevdiğini yine Halide Edipin yaşlanmış olmasına rağmen yakışıklı erkeklere düşkün olduğunu, İngilizceyi iyi bilmesine rağmen İngiliz edebiyatı olarak zayıf olduğunu ama yazar solcu Halide Edip olmamasına rağmen Halide Edipin ondan başka asistan istemediğini ve onu polislerden koruduğunu minnettarlıkla anlatıyor, annesinin son zamanlarda hafızasını yitirdiğini ve zor günler geçirdiğini söylüyor yine yazar gençliğin özellikle 18-30 arasının hiçte öyle güzel olmadığını tersine asla o yıllara dönmek istemeyeceğini anlatıyor, son olarak siyasi yaşamı serveti ve durumu olmasına rağmen sırf kendisi gibi bir muhitte, ailede büyümüyor diye insanların cahil ve fakir kalmasının onu üzdüğünü bu yüzden vicdan sahibi biri olarak solcu olduğunu, tipe üyeliği Mehmet Ali Aybar ve Behice Boranla arkadaşlığı bugün olduğu gibi o zamanda fakir mahallelerin sağa zengin yerlerin (fazla olmasa da) tipe ve sola daha çok rağbet ettiğini söylüyor yazar, siyasi hatiplik konusunda oldukça başarısız olduğunu hatta bu nedenle polisin onu kaale almamasından güceniyor ve göğsünü gere gere siyaseten tutuklandığını anlatıyor haklı olarak polislerin onun evinde arama yapıp kitaplarına bakmasını anlatan yazar eseri açlık greviyle yaptığı eylemden sonra uzun zaman yemek yiyemediğini anlatıyor yani şunu da tespit etmem gerek ailesi muhafazakar biri olarak gerek açlık grevi, gerek çevre, gerek hayvan sevgisi, gerek nezaket olarak solcular çok daha duyarlı, çok daha ilkeli bugüne kadar siyasi davası uğruna açlık orucuna giren bir sağcı tanımadım, görmedim ama çok solcu gördüm.. Kitap harika ben liberalizme yakın olmama rağmen keyifle okudum ve çok beğendim herkese şiddetle tavsiye ederim sol tandanslıysanız okuyun bu konuda emek vermiş ve çile çekmiş birine tanıklık edin, sağ tandanslıysanız asıl siz okuyun bu insanlar neler yapar, nasıl yaşar, nasıl düşünür mutlaka bilin derim, herkese iyi okumalar