Bir anlık mutluluk. Koskoca bir ömürde az şey mi?.. Yalnız, hayalperest bir adam. Bir gün her zaman yaptığı gibi Petersburg sokaklarında gezmektedir. Tesadüfen, hayatta her şey tesadüftür zaten.. Tesadüfen bir kız görür. Kızın peşine takılıp rahatsız etmek isteyen bir adamı fark eder ve adamı uzaklaştırır. Kızla o esnada tanışır, sohbet etmeye başlar. Kız adamın samimiyetinden dolayı adama güvenir. Adam hayat hikâyesini anlatır. Kız da ona güvenir ve kendi yaşadıklarını anlatır. Buradan sonra 4 gece sürecek buluşmalar başlar. Kızın sözleşip 1 yıldır beklediği bir adam vardır. İşlerini düzeltip para kazanacak ve her şey yolunda giderse döndüğünde kızla evlenecek.
Bu hikaye aslında umut ve ümitsizlik gibi zıt durumlarda insan duygularının ne kadar değişkenlik gösterdiğini ortaya koyuyor. İnsanlar ümitsizlik anında yanında duygusal olarak bir destek arar çoğu zaman. Ümidin bittiği yerde ise içten içe kendini umutlandırmak isteyen insan, her şey düzelecek daha güzel olacak hissiyle kendini, modunu bir anlığına yükseltmek ister. O an da Hayalperest modu devreye girer. O sıra da bir miktar hayatta kalma içgüdüsüyle andrenalin de salgılanıyor olabilir. Kadınlar ise buna çok meyillidir. Aşık oluyorsun, hayallere dalıyorsun ama gaza gelme! Her şey kafanda kurduğun hayalden ibaret olabilir. Hayal de kötü gün dostu olabilir.
“Tamam seninle buluşacağım ama sakın bana aşık olma”
“O sizden daha kötü biri, ama onu sizden fazla seviyorum”