Yu Hua’nın Yaşamak adlı romanı, büyük ideolojilerden ve kahramanlıklardan uzak durarak sıradan bir insanın yaşadıklarını anlatır. Bu roman aynı zamanda tarihsel bir romandır; ancak tarih ön planda değildir. Yalnızca yer yer iç savaşların ve devrimlerin insan yaşamı üzerindeki etkileri gösterilir. Sıradan insan yaşamına odaklanan bu roman, okuru sarsan şeyin olayların büyüklüğü değil, acıların sessizliği olduğu düşüncesini ortaya koyar.
Romanın kahramanı Fugui, zengin bir ailenin çocuğudur; ancak kumar yüzünden tüm aile servetini kaybederek yoksullaşır ve hayatı boyunca kayıplarla sınanan bir karakter hâline gelir. Savurgan ve sorumsuz olan Fugui, yaşadığı kayıplarla olgunlaşır; fakat bu olgunlaşma onu mutlu etmez, yalnızca hayatta kalmasını sağlar. Yazar burada, insanın mutlu olduğu için değil, yalnızca yaşadığı için yaşadığı düşüncesini yansıtır.
Romanda öne çıkan bir diğer vurgu ise ölümün sıradanlaşmasıdır. Fugui’nin ailesini birer birer kaybetmesi dramatize edilmez; aksine kısa ve net bir anlatım tercih edilir. Bu anlatım biçimi, yaşanan acılarla bir tezat oluşturur ve metnin etkisini artırır. Okur, Fugui’nin hayatını okurken büyük cümlelerle değil; küçük ama ağır darbelerle yüzleşir.
Sonuç olarak Yaşamak, umut veren bir kitap olmaktan ziyade yaşamın gerçekliğini gösteren bir romandır. Hayatın adaletsizliğini, yaşanan kayıpların kaçınılmazlığını ve buna rağmen insanın yaşamaya devam edişini anlatır. Yazar bu eserde şunu hatırlatır: Bazen yaşam bir anlam arayışı değil, dayanma gücüdür. Bu yönüyle Yaşamak romanı, derin anlamlı ve unutulmaz bir eserdir. Yaşamak