Osamu Dazai'nin başyapıtı "İnsanlığımı Yitirirken", sadece Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en sarsıcı ve en "çıplak" metinlerinden biri. Eser, ana karakter Yozo’nun çocukluğundan yetişkinliğine uzanan; topluma uyum sağlayamama ve kendi varlığına yabancılaşma sürecini tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.
Aslında bu kitap bir kurgudan ziyade, derin bir itirafname niteliğinde. Dazai, Yozo üzerinden insanın toplum içindeki sahteliğini ve bu sahteliğe ayak uyduramayan bir ruhun nasıl yavaş yavaş silindiğini anlatıyor. Okurken kitaptan ve yazarın ruh dünyasından o kadar etkilendim ki; bir insanın hayattan kopuşunun ayak seslerini adım adım, her satırda duydum.
Toplumun maskelerine uyum sağlayamayan bir ruhun, "insan olma vasfını yitirişini" okurken aslında Dazai’nin kendi sessiz çığlığını dinliyorsunuz. Bu eser sadece bir roman değil, bir ruhun son çırpınışı...
Öyle ki, Dazai bu kitabı bitirdiğinde dünyaya söyleyecek başka sözü kalmamıştı. Kitabı tamamladıktan hemen sonra intihar ederek hayata veda eden yazarın bu son mirası; aslında her birimizin içinde saklamaya çalıştığı o "yabancı" tarafın hikayesiydi.