Bir kitap düşünün her iki başrol karakteri sonunda özgür kalıyor ama siz yaşadığınız sürece o kitaba mahkûm oluyorsunuz...
Ben Beyaz Leke'ye başlarken sonunu bile bile, her sahnesine hakim biri olarak başladım. Uzun süredir okumak için can attığım ama bir türlü cesaret edemediğim bir kitaptı. Ve şuan bu satırları yazarken saatler önce kitabı bitirmiş ama bir türlü zihninden atamayan biriyim...Büyük bir beklenti ile başladığım bu kitap bana fazlasını verdi.
Bir kitap hakkında konuşmak bu kadar zor olmasa gerek ama ben şuan buraya ne yazarsam yazayım BL'yi tam olarak ifade edebileceğimi düşünmüyorum. Okuduklarım bir kurgudan ibaret değildi çok daha fazlasıydı ve zihnim şuan Beyaz Leke'nin okuduğu finalin ağırlığını çekiyor, sanki okuduğum son bir rüyadan ibaretti ve şuan uyanıp başka bir şekilde kitabı bitirebilecekmişim hissiyatı veriyor. Her ne kadar kabul etmesem de içimde derin bir yara olarak kalacak olan bu kitap sonunu kendi belirledi ve olması gerektiği gibi bitti...Bunu söylemek her ne kadar zor olsa da kitabın birçok yerinde sonu hakkında atıfta bulunuluyor. Dediğim gibi siz bu kitabı özgür bir zihinle okuyorsunuz ama sonunda her iki karakter zihninizde sonsuza dek mahkûm olarak kalıyor. Tugay Demir Çeviker ve Eftalya Atalar; Onlar sadece bir avukat ve pilot değildi...Onlar acımasız bir krallığa başkaldıran iki cesur ruhlu insandı. Her ihtimali ve ölümü göze alarak bu yola çıktılar ve kader onları bir savaşla birleştirdi, bir savaşla da ayırdı ta ki gökyüzünde buluştukları ana dek. Onların hayalleri, umutları ve imkansızı bile imkan dahiline getirdikleri düşünceleri vardı...Her şeye rağmen istedikleri zafere tüm acımasızlıklara rağmen ulaştırlar. Kendi özgürlüklerine sonunda ulaştıkları gibi.
Aslı Arslan'nın zihninden dökülen bu kurgu her şeyiyle mükemmel ve unutulmazdı. Ve benim için yeri daima ayrı olacak...
"Özgürlüğümüze..."
Sevgili Avukatım ve Sevgili Müvekkilim gökyüzünde buluşmaları dileğiyle'
A Aslı Arslan