Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 21 Ocak 2026 03:00 Ben bu aralar o kadar çok üst üste aynı türleri okuyunca bir sıkıldım. O yüzden yeniden #rs belasıyla uğraşmamak için hemen bir tür değişikliğine gittim. Bayağıdır bakıştığım ama beni delireceğini bildiğim bu kitaba elim gitmiyordu. Ya hak diyerek başladım. Hiçte haksız değilmişim. İlk olarak belirtmeliyim ki kitap, bir solukta okuyabileceğiniz heyecan dolu bir devam romanı. Yazarın kalemi gerçekten su gibi akıyor, satırlar arasından hızla akıp geçen bir hikâye sizi bekliyor diyebilirim. Kitabın dili sade, akıcı; bölümler kısa ve dinamikti. Böylece kitap, tıpkı bir ajan filmi izliyormuş izlenimi veren, yüksek aksiyon dozuyla dolu sahneler sunuyordu. Kitabın atmosferi karanlık, gizemli ve gerilim dolu. Roman büyük ölçüde İstanbul’daki “Beyaz Ev” adlı mekan etrafında geçiyordu. Öyle ki burası artık canlı, nefes alan, içinden çıkılması zor bir labirente dönüşmüş hissi veriyordu. Buna bayıldım!
Gerilim, sadece mekanla sınırlı değildi. Beyaz Ev’in bahçesinde kesik uzuvlar bulunması, polis soruşturmalarının hız kazanması da tansiyonu sürekli yükseltiyordu. Okurken herkes potansiyel bir şüpheliymiş gibi gözümde canlandı. Bu bulmacayla beraber hikâye bir gizemin içine sizleri çekiyordu. Paranormal olaylar beklense de asıl şaşırtıcı gerçekler, sayfalar ilerledikçe ortaya çıkıyordu. Ben de bu labirente dalarken tedirginlik ve merak duygusunu yoğun yaşadım. İlk kitaba göre gerçekten daha aksiyonlu bir kitaptı. Merak duygunuz asla dinmiyordu. İster ilk kitabı sevmiş olun, ister yeni başlıyor olun, sizi alıp sürükleyen bu atmosferde kendinizi bulacağınızdan eminim. Ben okurken kitap boyunca baştan sona heyecana bağlı kaldım. Atmosferin tedirgin havası ve karakterlerin iç çatışması arasında derin bir bağ kurdum diyebilirim. Devamında neler olacağını merakla bekliyorum!