Bu kitapla birlikte Nihan Kaya’nın İyi Aile YokturBütün Çocuklar İyidir ve İyi Toplum Yoktur üçlemesini bitirdim. Diğerlerinde olduğu gibi bunda da görüşüm aynı. Nihan Kaya, sanki kendi hayal alemimde yaşıyor gibi bir kitap yazmış. Kadınların ev işi yapmasına dair bir beklenti olması, kadın bu beklentiyi gerçekleştirmese bile, yazara göre cinsel, fiziksel ve psikolojik bir istismar. Benim görüşüme göreyse kadın, bu dayatmalara rağmen ev işi yapmayı reddediyorsa o kadın bu mesele üzerinden istismara uğrayamayacak kadar güçlüdür. Nitekim cinsel istismar, ev işi gibi bir meseleye indirgenemez. Günümüzde halen öz babaları tarafında tecavüze uğrayan kız çocukları varken cinsel istismarın bu kitapla birlikte kollektif ve daha az kayda değer bir meseleye indirgenmeye çalışıldığını düşünüyorum.
Dikkatimi çeken bir diğer mesele de kitapta bahsi geçen kıyafet meselesi. Arabistan ve İran’da kadınların istedikleri gibi giyinip sokağa çıkamadıklarını, kapalı giyinmeye hükümetleri tarafından mecbur bırakıldıklarını, ama Türkiye’de de sütyensiz dışarı çıkarsak ayıplanacağımızı, bu yüzden bizim toplumumuzda da aynı durumun yaşandığını iddia ediyor yazar. Hem -tırnak içinde söylüyorum- “kadın bağımsızlığını ve özgürlüğünü” bu kadar savunup hem de bu kadar kadın düşmanlığı yapan bir eser daha okumadım. Dünyada halen baş örtüsü takmadığı için öldürülen kadınlar varken biz ülkemizde istediğimiz kıyafetle sokağa çıkabiliyoruz ve sütyen takmamak -şanslıysanız- birkaç rahatsız edici bakış almanızdan öteye çoğunlukla geçmez. Evet, ülkemizin güncel durumunun farkındayım. Kitapta bahsedildiğinin aksine gerçek cinsel istismar vakaları oldukça fazla durumda fakat dünya gündeminin genel haline bakılırsa İran’la kıyaslanabileceğini, hatta İran’la aynı kefeye konulabileceğimizi de düşünmüyorum.
Değinmek istediğim bir diğer şey de travma meselesi. Ben bir psikoloji öğrencisiyim, hem bu alanda teorik bilgi ediniyorum hem de yaptığım stajlarla pratik kazanıyorum. Psikolog adayıyım. Şunu çok açık ve net söyleyebilirim ki travma, halkın çoğunluğunun ve de Nihan Kaya’nın diline pelesenk olduğu kadar kolay edinilen bir şey değil. Bireyde travma yaşanması için makineye bir bardak daha fazla atması ya da bir pantolon daha fazla ütülemesi yeterli değildir. Yaşadığımız her olumsuz deneyim travma değildir. Nihan Kaya’nın bunu bu şekilde lanse etmesi bana zayıf bir psikolojik sağlamlığı olduğunun ipuçlarını veriyor.
Son olarak şunu demek istiyorum, bence kitabın haklı olduğu noktalar var ama gerçeklikten çok uzak. Bunun sebebinin Nihan Kaya’nın çocukluğunda anne ve anneannesinden yaşadığı istismar değil ama ihmal olduğunu düşünüyorum. Yazar; istismar ve ihmal ayrımını yapamadığı gibi, kendi olumsuz deneyimlerini aşırı derecede içselleştirerek koca bir topluma mal etmeye çalışmış. Beklendiği üzere de bu konuda kusursuz bir şekilde başarız olmuş.
Nihan Kaya’nın okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da herhangi bir psikoloji eğitimi olmamasına rağmen kendini bu işte ehil görmüş. Kendince tabii.
Biraz sert bir dille eleştirdim belki ama kitabı bitirmekte çok zorlandım. Bu kadar gerçeklikten uzak kalınması beni sinirlendirdi. Nihan Kaya, toplum faydası için yazdığı iddiasını bize fildişi kulesinden duyuruyor.