·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ocak 2026 23:57 Zülfü Livaneli’nin bu eserini "tarihi roman" kalıbına sokmak ona haksızlık olur. Bu kitap, bir harem ağasının gözünden anlatılan, insan ruhunun en karanlık dehlizlerine sızan sarsıcı bir psikolojik analiz.
Hikaye bizi haremin o klostrofobik koridorlarına hapsederken, iktidarın ne kadar tehlikeli ama bir o kadar da vazgeçilmez bir zehir olduğunu iliklerinize kadar hissettiriyor. Güce yakın olmak, bir engereğin gözlerine bakmak gibi; hem büyüleyici hem de her an öldürebilir.
Livaneli’nin dediği gibi tam bir "karanlıkla aydınlık arasında bir roman." Bir yandan olayların akışına kapılıp gidiyorsunuz, diğer yandan sürekli elinizde telefonla o dönemi, o kavramları araştırma gereği duyuyorsunuz. Sürükleyiciliği entelektüel bir merakla birleştiren nadir eserlerden.
Eğer gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkunun sadakatle nasıl yarıştığını merak ediyorsanız mutlaka listenize ekleyin. Bitirdiğinizde uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, sizi kendinizle de hesaplaştıracak bir başyapıt.