Kitaba başlarken açıkçası klasiklerin genel yazım şekliyle yazılmıştır diye düşünerek başlamıştım fakat beni çok şaşırtan üslubu oldu.
Kitaptaki bütün olaylar üç yüz elli yıllık bir köprü üzerinden anlatılıyor ve olayların hepsi de bu köprü üzerinde gerçekleşiyor. Köprü üzerinde bulunduğu kasaba da Vişegrad kasabası. Farklı toplulukların birbiriyle olan ilişkileri, kültürleri anlatılmış.
İlk bölümleri köprünün kurulum aşamasında yaşananlardan bahsediyor. Köprü kurulurken bölgede Osmanlı hakimiyeti mevcut. Köprüyü de gene bu bölgede yer alan sokoloviç köyünden alınan devşirme yoluyla eğitilen ve vezirliye kadar yükselmiş Sokullu Mehmet Paşa yaptırmış. Yazar Aynı zamanda burada devşirme sistemi hakkında da bilgi veriyor ve birazda bu sistemi eleştiriyor. Köprü 6 senede bitirilebilmiş. Ve köprünün mimarı Mimar Sinan. Köprü yapılırken görevlendirilen 2 sorumlu kişi var biri Abdi Ağa diğeri Arif Bey ikisinin döneminden neler yaşandığından da bahsedilmiş. En büyük zorlukları Abdi Ağa döneminde yaşamışlar çünkü zulüm, haksızlık çok yaşanmış. Köprünün biteceğini düşünmemişler ama bitince ortaya bir şaheser çıkmış.
Sonraki bölümlerde Osmanlı' nın nasıl güç kaybettiğinden ve bunun sonucunda da bu bölgedeki etkisinden bahsedilmiş.
Son bölümdede Avusturya Macaristan döneminden ve 1. Dünya savaşına girilmesindeki etkilerden ve en sonunda da köprünün yıkılışından bahsedilmiş. Köprünün yıkılmasıyla kitap bitirildi.
Tabiki sadece kitapta siyasi olaylardan bahsedilmemiş. Aynı zamanda yaşanan aşklardan, salgın hastalıklardan, intiharlardan, savaşlardan ve daha oek çok olaydan bahsedilmiş. Bu olaylar anlatılırken hep köprü merkezli anlatılmış.
Kitapta beni en çok etkileyen ve yuh dedirten olay Abdi Ağa nın Radisav a yaptıpı işkenceydi. Okurken diyorsun ki bi insan bunu yapamaz yani. Bu olayların gerçekten yaşanmış olması böyle devlet adamlarınından soğuttu beni.
En sevdiğim karakter Ali hoca oldu. Gerek olaylara bakış açısı gerekse düşünceleri beni etkiledi. Ama böyle insanlar bile durumlardan her zaman en çok etkilenen insanlar olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Bazı noktalar gereksiz betimlemelerle sıkıcı olsa da genel olarak beğendim kitabı.
Tarihi kurgu, belgesel roman tarzında kitapları seveler kitabı beğenir diye düşünüyorum. İyi okumalar ve bol kitaplı günler dilerim. İvo Andriç