Kitaplar hakkında spoiler içeren yazılar yazmamaya çalışırım fakat bu kitabın düğümlerini çözerken yaptığım serzenişler beni buna itti. Baştan belirtmeliyim ki bir miktar spoiler içerir.
Başlayacak olursam;
Kitap ırkçılık üzerine inşa edilmiş bir yapıt. Elimizde ilk bakışta 2 aile bulunuyor: beyaz (Edmonds) ve siyah (Lucas). Aynı mülkün üzerinde yaşayan bu iki adamın bağı hikayenin ilerleyen zamanlarında çözümleniyor ve beyaz adamın kendisini siyah adamdan neden içten içe üstün gördüğünü veya görmek istediğini çözümleyebiliyoruz. Bu iki aile arasındaki soy ortak ata olan beyaz bir adamdan geliyor.
Ortak ata McClasin (ben büyükbaba diyeceğim); 2 adamın üzerinde yaşadığı mülkün sahibi. Büyükbabanın kızından doğan çocuklar beyaz kolu oluşturuyor. Büyükbabanın kölesinden doğan oğlu üzerinden ilerleyen kol ise siyah kolu oluşturuyor. Lucas, McCaslin kanını "erkek yoluyla" taşıdığı için kendisini Edmonds'lardan (kadın yoluyla gelen kol) daha üstün veya en azından onlara eşit görüyor.
Lucas Edmonds ailesine ait olan arazide yaşar ve çiftçilik yapar. Ancak diğer siyahi kiracılardan farklı olarak:
-Kendi arazisine sahiptir (McCaslin mirası sayesinde).
-Edmonds'lara kira ödemez veya onlara boyun eğmez.
-Edmonds, Lucas'a karşı garip bir saygı ve çekince duyar. Çünkü Lucas, Edmonds'ın "beyazlık" üzerinden kurduğu otoriteyi, duruşu ve soylu kanıyla sürekli sarsar.
İlk aile bağımızı cözümlediğimize göre hikayenin bir diğer ailesi Gowrie ailesine gelelim. Toplumsal şiddeti, ırkçılığı ve kasabanın "kanunu kendi belirleyen" vahşi yüzünü temsil eden geniş ve tehlikeli bir beyaz ailedir. Hikayenin gelişme bölümünü bu aile oluşturuyor. Linç kültürüne açık, egitimsiz, kendi kuralları olan ve kendi içlerinde izole bir aileyi oluşturuyorlar. Öyleki kendi içlerinde yasanan haksızlıkları başkasına mâl edebiliyorlar.
Lucas ve Growie ailesi ilişkisi;
Bu iki taraf, aynı bölgede yaşamalarına rağmen birbirine taban tabana zıt dünyaları temsil ederler. Lucas'ın kendi toprağına sahip, kasabanın kurucu beyaz ailesiyle gizli kan bağı olan ve "beyaz adamın çizdiği sınırlara" uymayan bir siyahidir. Gowrie'ler: Kasabanın uzağında, yaşayan; sert, yoksul, kalabalık ve kendi kanunlarını uygulayan bir beyaz ailedir.
İlişkilerinin temelinde büyük bir güç çatışması yatar. Gowrie'ler, Lucas'ın o meşhur "dik başlılığını" ve bir siyahi olarak sergilediği bağımsız tavrı kendilerine bir tehdit veya hakaret olarak görürler. Onların gözünde Lucas, "haddini bilmeyen" biridir. Bu yüzden aralarında yıllardır süregelen sessiz bir düşmanlık ve karşılıklı bir küçümseme vardır.
Romanın ana konusuyla bu gerilim doruğa çıkar. Gowrie ailesi bu gerilimden beslenerek Lucas’tan yıllardır nefret etmelerine sebep olan o "dik duruşun" intikamını almak için fırsat yaratırlar. Lucas, Gowrie'lerin dünyasında asla "masum olamaz" bir konumdadır. Gowrie'ler ise Lucas için adaletin değil, sadece linç kültürünün temsilcileridir. Özetle; aralarındaki bağ; karşılıklı saygıdan tamamen yoksun, bir tarafın (Gowrie'ler) toplumsal üstünlük tasladığı, diğer tarafın (Lucas) ise bu üstünlüğü hiçe saydığı patlamaya hazır bir gerilimden ibarettir.
Gelelim romanın adalet arayanlarına; Charles Mallison(romanda ''kendisi'' diye geçiyor), Gavin Stevens ve Miss Habersham
Bu üç karakter, romanın "adalet arayışı" motorunu oluşturan farklı dişlilerdir. Aralarındaki ilişkiyi bir kuşak çatışması ve vicdan terazisi olarak görebiliriz.
1. Chick Mallison ve Gavin Stevens (Yeğen - Dayı)
Bu ilişki bir "öğrenci - akıl hocası" ilişkisidir, ancak hikaye ilerledikçe roller değişir.
Gavin Stevens: Bir avukattır; bilgili, hitabeti güçlü ve yasaları iyi bilir. Ancak aynı zamanda "teorik" biridir. Lucas'ın suçlu olduğuna dair toplumsal önyargıya başta o da teslim olur. Lucas'ı savunur ama ona gerçekten inanmaz. Chick Mallison: dayısının hayranıdır ama ondan daha cesurdur. Gavin "konuşurken", Chick "eyleme geçer". Chick, amcasının temsil ettiği o "geleneksel beyaz yetişkin" bakış açısının dışına çıkarak gerçeği kendi gözleriyle görmeye çalışır.
2. Chick Mallison ve Miss Habersham (Manevi Ortaklık)
Bu ikili, romanın gerçek kahramanlarıdır. Aralarında bir yaş ve sınıf farkı olsa da, "eylem birliği" içindedirler. Miss Habersham, Chick'in çocukça cesaretini ciddiye alan tek yetişkindir. Gavin Stevens onlara "saçmalamayın" derken, Miss Habersham Chick’e inanır. Birlikte mezarı kazmaya gitmeleri, toplumsal normlara karşı bir isyandır. Miss Habersham, Chick için bir nevi "doğru yolu gösteren bilge" işlevi görür.
3. Miss Habersham ve Gavin Stevens (Soyluluk ve Yasa Çatışması)
Bu iki yetişkin, kasabanın üst tabakasını temsil eder ama yöntemleri farklıdır.
Gavin adaleti mahkeme salonlarında ve mantık çerçevesinde arar. Miss Habersham ise adaleti geleneklerde, vefada (Molly'ye olan borcu) ve doğrudan eylemde arar. Miss Habersham, Gavin'in o çok güvendiği "erkek dünyası yasalarını" ve "mantıklı çıkarımlarını" altüst eder. Mezarı kazıp cesedin başkasının olduğunu göstererek Gavin'i kendi önyargılarıyla yüzleştirir.
Son olarak lucas ve miss Habersham ilişkisi neye dayanıyor diye okurken düşündüğüm bir diğer soruya gelecek olursak; Bu bağın merkezinde, Miss Habersham’ın çocukluk arkadaşı ve sütkardeşi olan, Lucas’ın vefat etmiş eşi Molly’ye duyulan sarsılmaz sadakat yer alır; Miss Habersham için Lucas’a yardım etmek, Molly’nin hatırasına verilmiş sessiz bir sözün yerine getirilmesidir. Soylu ama yoksullaşmış bir beyaz aileden gelen Miss Habersham ile McCaslinlerin siyahi kolundan gelen Lucas, ırk ve sınıf farklarını aşan bağ ile birbirlerini tanırlar; bu yüzden Miss Habersham, kasabanın kavgacı ve yeni yetme beyazlarının aksine Lucas’ın kim olduğunu içgüdüsel olarak bilir. Aralarındaki güven o denli derindir ki ne yalvarmaya ne de nutka ihtiyaç vardır; Miss Habersham, erkek egemen adalet sistemine güvenmeyerek vicdanını ve geçmişe olan borcunu rehber edinir, toplumun kurallarını hiçe sayacak cesaretle harekete geçer ve bu duruşu genç Chick Mallison için de ahlaki bir pusula olur.
Lucas neden ben suçlu değilim diye haykırmadı diye düşünmüştüm. Çaresizlikten mi? aksine bilinçli ve kendine göre gururlu bir hareketti bu. Siyah olduğu için kimse onu dinlemeyecekti ve boşa nefes tüketmiş olacaktı. Bundandır ki Lucas gerçeği söylemek yerine ipuçlarını güvendiği Charles'e verir. Ve Chick, Charles veya kendisi'nin (Romanda bu 3 kelime tek kişiyi tanımlıyor) gelişimi gerçekten güzel işlenmiş. Aslında içinde olan beyaz ırkın üstünlüğü düşüncesi Lucas'ın başına gelenlerle ve yardım etme iç güdüsüyle baştan ayağa değişiyor.
Mezar Kazanlar karmaşasını içinde bulunduran, karakterler arası bağları çözümlemede kafa patlatılması gerekilen ve belkide not alınarak okunması gereken bir roman. Uzun betimlemelerle sıkmadı da değil ayrıca ama her şeye rağmen, okuduğuma memnunum.
Mezar KazanlarWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 202431 okunma