·1128 syf.····Okunma: 23 Ocak 2026 01:55 Hayatınızın önemli bir anında farklı bir yol seçmiş olsaydınız ne olurdu?
Paul Auster, 4321’de tam da bu sorunun peşine düşüyor ve bizi aynı hikâyenin dört farklı yüzünü gösteren bir maceraya davet ediyor.
3 Mart 1947: Stanley ve Rose’un oğlu Archie Ferguson, New Jersey’de bir hastanede dünyaya gelir. Bu, onun varlığındaki tek değişmez gerçektir. Bu andan itibaren önünde dört paralel, eşzamanlı ve bağımsız yaşam açılır; sevgiyi, dostluğu, aileyi, sanatı, siyaseti ve hatta ölümü her birinde farklı farklı deneyimleyecektir. Ferguson’un bu çok katmanlı hayatları boyunca, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin sarsıcı yıllarına da bölüm bölüm tanıklık ediyoruz.
Romanın farklı bir biçemde (evet, bu kelime kitapta birkaç kez geçiyor; ben de burada kullanmak istedim) :) yazılmış olması, aynı hayatın dört ayrı olasılık üzerinden ilerlemesi, kitabı benim için oldukça ilgi çekici kıldı. Bölümler 1.1 / 1.2 / 1.3 / 1.4 şeklinde ilerliyor. Başta kafa karıştırıcı olsa da bir noktadan sonra oyunun kuralını çözdüm ve metin çok daha akıcı hâle geldi. Zaten kitabın en güçlü ve ayırt edici yanı da bu.
Ancak bazı bölümlerde ayrıntıların gereğinden fazla uzatıldığı ve tekrar tekrar aynı şeyleri okuyormuş hissine kapıldığım, özellikle romanın sonlarına doğru “bitsin artık” dediğim anlar oldu.
Aslında 4321 gerçekten akıcı, merak duygusunu canlı tutan bir roman. Biraz daha kısa olsaydı, pürüzsüz, kaymak gibi bir metin olabilirmiş.
Ama Paul Auster böyle uygun görmüş.
“Sabırlı ol, uyanık ol; bıkmadan, yorulmadan oku,” demiş.
Ben de tam olarak öyle yaptım.
Sabırla okudum.