·202 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ocak 2026 12:42 Çağdaş İtalyan yazar #AlessandroBaricco ‘dan okuduğum ilk kitap #ÖfkeŞatoları . Olaylar 19. yy da Avrupa’nın herhangi bir yerinde, aslında var olmayan Quinnipak kasabasında geçiyor. Hem dramatik hem mizahi bir anlatımla yazar, dünyanın yalnızca hayallerden oluşmadığını acı bir biçimde hatırlatıyorken, dünyanın güzelliklerini, doğa ve müziği, teknolojinin mucizelerini, imkansızın peşinden koşan insanların umudunu yücelten bir kitap.
Jun; dudaklarını gören herkesin deliye döndüğü güzeller güzeli kadın. Bay Rail, Morival’de bir seyahatte, Jun bir bavul ve elinde sımsıkı tuttuğu bir paket ile gemiye binmeye hazırlanırken görüyor onu ve görür görmez tutuluyor ve onu beraberinde götürmeye (Jun elinde paketi teslim etmelidir ama ne zaman isterse gidebileceğini söyleyerek) ikna ediyor. Uzun yıllar evli kalıyorlar.
Bay Rail (Jun’un kocası) ; bir cam fabrikasının müdürü. Hali vakti yerinde. Herkesin imrendiği bir evi, yardımları ve güzeller güzeli bir karısı var. Bay Rail ara sıra seyahate çıkıyor. Nereye olduğunu ve ne kadar süre kalacağını hiç kimse bilmiyor. Dönmesine yakın karısına bir mücevher olan paket ulaştırıyor. Bir gün bir seyahaten kucağında iki yaşlarında bir bebekle dönüyor. Oğlu Mormy. Jun hiçbir tepki vermiyor sadece oğlana baktığında, kadının zenci olduğunu ve çok güzel olduğunu anlıyor. Bir teknenin güvertesine bağlı sessizce geldi demirden canavar Elisabeth. Bu bir lokomotifti ve Bay Rail, karısı Jun’a hediye aldı. Sonsuza kadar dümdüz uzayan bir demiryolu yaptırmak istiyor. İki yüz metre uzunluğunda düz bir demiryolu yaptırmaya koyuldu. Maliyeti epey yüksekti. Hayali iki yüz km ile Morival’e varması. Karısı bundan hiç hoşlanmayacak. Masrafların altından kalkamayacak ve olanlar olacak.
Bay Pekisch; kasabanın kaşifi ve bestecisi, bütün notaları kendi içinde taşıyor, kasabalıların çıkardığı çalgı sesleriyle bir orkestra kuruyor. Evlatlığı Pehnt (yazgısını ceket gibi üzerinde taşıyan) ile Dul Bayan Abegg’in ( asla evlenmediği, mektuplaştığı bir asker ile evlenme kararı aldıkları mektup daha karşı tarafa ulaşmadan asker ölmüş ama bayan Abegg kendini askerin karısı olarak görmüş) villasında konaklıyor. Kafasının içinde susmak bilmeyen bir orkestra sonunu getirecek.
Paris’li dahi mimar Horeau; kasabada devasa bir cam saray kurmak istiyor. Sekiz yıl önce bir gazetede gördüğü Rail Cam Fabrikası’nın haberini kesmiş ve nerede olduğunu araştırmak için evden çıkmışken hastalığı nüksetmiş bir mağazanın önünde düşüp bayılmış. Uyandığında başında olan satıcı kadınla sekiz yıl sürecek birlikteliklerinin tohumu o an ekilmiş ve gazete haberi tozlu raflara kaldırılmış. Karısının bir trenin önüne atlayarak intihar etmesinin buhranını, kendini işe vererek atlatmaya çalışmış. Bir sanat merkezi için yarışma düzenleniyormuş ve Cam Saray adlı bir çizimle katılıp birinci olmuş. Projesinin gerçekçiliği için yeniden tozlu raflardan bu haberi çıkarmış ve Paris’ten Quinnipark’a yola koyulmuş. Ama işler istediği gibi gitmeyecek.
Kasabanın birbirinden tuhaf insanlarının bir şekilde hayatları birbiriyle kesişiyor ve de ayrılıyor. Birilerinin hayalleri, sonlarını hazırlıyor. Yaşamları çok güzel giderken tepetaklak oluyor. Aşk ve arzu, zaman ve hız, müzik ve duygular, dahiler, hayalciler ve kaşifler üzerine çılgın bir kitap. Bir kitap okuyor gibi değil de karakterlerin rüyalarında geziniyor gibi hissettiriyor. Tüm bu karakterler üzerinden Baricco şunu fısıldıyor sanki; İnsanı hayatta tutan şey mantığı değil, onu uçuruma sürükleyen tutkuları ve o tatlı çılgınlıklarıdır.