Ölüden korkuyoruz ama asıl ürküten, nefes alanın içinde büyüyen karanlık. Çünkü kötülük mezardan değil, gözümüzün içine bakıp gülümseyebilen bir yüzden gelebiliyor, en sıcak tokalaşmanın altına saklanabiliyor. Bu cümle bir teselli gibi değil de bir uyarı gibi, korkuyu yanlış yerde büyütmeyin diyor. Zarar veren şey ölüm değil, merhametsiz seçimler, vicdanı susturan anlar. Belki bu yüzden insanın en büyük korkusu hayaletler değil, kalbi katılaşmış bir insanla aynı odada kalmak.