Nihal ATSIZ adını duyan herkesin ilk akla gelen eseri Ruh Adam, okumakta geciktiğimi düşündüğüm bir eser olarak uzun zaman önce karşıma çıktı. 2 Defa okuma fırsatı bulduktan sonra bu eseri kaleme alıp yorumlama ihtiyacı hissettim.
Atsızın postmodern türün ilk eserlerinden biri olarak tanımlanan psikoloji,edebiyat ve tarih barındıran eseri kendi hayat hikayesi ve iç dünyasını bir uygur masalı ile bütlünleştirerek gerçek ile kurgunun birbirine geçtiği hatta o kadelar kafa karışıklığı yaşadığı ve yansıttığı sahneler var ki nangi yerde gerçek hangi yerde kurgu olduğunu anlayamadan kitabın sonlandığını görüyoruz. Kitabı ilk tamamlayan kişinin kafasinda ki ilk Soru selim Pusat a ne oldu? Bu soru Kurgu ile gerçek arasında ki kafa karışıklığımızın bir neticesi olarak karşımıza çıkıyor.
Atsızın hayatını bilmeden, fikir dunyasını bakış açısını bilmeden kitabı anlamaniz imkansız hale geliyor.
Analize başlamadan önce kafamın içinde oluşan Atsız ı ete kemiğe büründürmeden tek bir satır yazamadım.
Bir Uygur masalı ile başlayan roman, aynı masal ile sonlanıyor farklı kişiler, mekanlar ve zaman da olsa bile.
Selim Pusat mahlasını uzun yıllar önce dergilerde kullanan Atsız ,romanın baş kahramanı olarak Selim Pusata hayat vermiş ve iç dünyasını cesur bir şekilde bize açmış. Eşi gerçek hayatta tarih öğretmeni iken bu sefer Edebiyat öğretmeni Ayşe Pusat olarak karşımıza çıkıyor. Romanda Ayşe Pusat la güçlü ne yaptığını bilen, en zor anlarında bile kocasının yaninda ve her zaman onu anlamaya çalışan bir karekter rolü vererek adeta eski eşinin hakkını teslim etmeye etmeye çalışmış. Ancak benim burada bir eleştirim Ayşe Pusatın iç dünyasına girdikten sonra Selim'e odaklanan hikayede Ayşe'nin fedakarlıkları, sıtkıntıları hatta eşinin ihanetini sezmesi sorucu iç dunyasında meydana gelen yıkıntılar, uğradığı haksazlıklar neredeyse hiç değinilmeden geçilmiş. Güçlü bir anadolu kadını yine ataerki toplumda sadece rolunü oynamış.
Selim Pusat in asker gözüyle baktığı dünya adeta onun inanç siteminin de temeli olmuş ve yaşam gayesi haline gelmiş. Bu bakışın öz eleştrisi de kitabın satır aralarına girmiş itiraflar, arayışlar, kendini teskin ve teselli edici cümleler ve ve Ayse Pusat"in cumlelerine sığınmış. Selim Pusat bu dava olarak gördüğü askerlik mesleğinin kendince tarihten faydalanarak oluşturduğu kriterlerine-ki bu kriterlerde insani kısımların eksik ya da olmaması sebebiyle başarıdan yoksun olacağı aşikar iken- uymaması uyamaması sonucu kendi serefini Seref isimli karakteri gömerek hatta öldürdükten sonra kurgu Karakter olarak tekrar yaşatarak adeta vicdaninjn sesi haline getirerek ortaya koymuş.
Burada dikkatimi çeken Ayse Pusat'ın Kurgu karaktere ait kan izlerini bulmasıydı.Bu da yaşadığı sıkıntıların eşinin de farkında olmasının iç dünyasında ki mücadeleye adeta şahit olması olarak yorumladım.
Kendinden 25 yaş küçük bir kıza aşık olması mektup ile aşkını dile getiren şiir yazması ve aynı Zamanda perenses olan başka bir kadına hem tarihi kişliğine duyduğu hayranlık hemde aşka yakın bir tereddüt yaşaması Atsız'ın hayatında eksik olan şeyin "Aşk"olduğunu roman boyunca bine haykiriyor
Atsızin dine bakışında da muthiş derecede Kafa karışıklığı yaşadığı, islama mesafeli olduğu diğer dinlere saygili olduğu, turklerin islam öncesi dinlerinden gök tanrı inancına daha yakın olduğu gözleniyor. Mahkeme-i Kübra aslında kendi vicdanında kendisini yargıladığı yer ve burada tanrı ya beni sen yarattın kaderimi sen çizdin beni de sen savun sözü kendi inanç sisteminde ki kafa karışıklığının en açık tezahürü. Beni mahkemei Kübra da Hz Muhammedi konusturması açıkça rahatsız etti çünkü zaten mesafeli durduğu ve Inanmakta zorlandığı hatta inanmadığı bir dinin kutsalını vicadanında dahi sorguluyorsa bile oraya getirmemeliydi. Tabi bu benim şahsi görüşüm.
Atsız "ın tarihe bakış açısını öğrenmek istedim romanı okuduktan sonra. Atsıza göre tarih geçmiş değildir,yaşayan bişeydir. O yüzden uygur masalı yaşamaya devam eder, Selim Pusat õlmez, Atsıza göre kişiler değişir, mekan, zaman değişir ama kurgu değişmez.
Bu bakış açışı ile Metenin askeri cumhuriyette de bir yüzbaşı olarak karşımıza çıkabilir. Netice itibariyle üzerinde bu kadarı kelam edilen bir eser çok başarıdır ve herkesin okuması gereken bir eserdir.
Kitabı okumayanlar içinde okuyup tekrar değerlendirmelere bakmak isteyenler içinde eşsiz bir eser olarak adlandırdığı ruh adam için iyi okumalar dilerim.