Didem Madak... Onu elinde tutmak, sadece bir şiir kitabı tutmak değil; bir kadının mutfağına, kırgınlıklarına, renkli grapon kağıtlarıyla yamadığı yaralarına konuk olmak gibi. Grapon Kâğıtları, Didem Madak’ın o meşhur "hüznü neşeyle gizleme" sanatının en saf hali.
Didem Madak okumak; dünyanın bütün kışına karşı, kalbine yün bir hırka örmektir. O, acısını bir vitrin süsü gibi değil, mutfaktaki bir ekmek kırıntısı gibi doğal taşır.
Onun şiiri, şatafatlı bir saray değil; çatısı akıtan ama penceresinde hep sardunya açan o mahzun evdir. Madak, "bayım" diye seslenirken aslında mesafeyi değil o mesafenin içindeki koca bir kırgınlığı anlatır. Şiirleri, bir çocuğun dizindeki yaraya üflemesi kadar naif ama o yaranın hiç geçmeyeceğini bilecek kadar da bilgedir.
Grapon KâğıtlarıDidem Madak