Felsefede korku insan varlığının en doğal psikolojik ve fizyolojik durumlarını dışa vuran, temel bir duygusal karakteristiğini ifade etmektedir.
Norveçli filozof Lars Svendsen Korkunun Felsefesi’nde bu güçlü duygunun altında yatan fikirleri ve arkasında saklanan sorunları araştırırken, korkunun nasıl ve neden modern hayatın her çatlağından içeri sızdığını soruşturuyor.
Korkunun doğasını keşfetmek için bilimi, politikayı, sosyolojiyi ve edebiyatı didik didik eden Svendsen yüzünü siyasi ve toplumsal âleme çevirip daha aydınlık, daha az ürkütücü bir geleceğin imkânını hümanist iyimserliğin ayak izlerine basıyor.
Terör tehdidinden güvenlik politikalarına, medyanın felaket senaryolarından dinî ve siyasi söylemlere kadar, korkunun nasıl bir yönetim aracına dönüştüğünü mahir bir cerrah hüneriyle masaya yatırıyor.
“Özgürlük mü, güvenlik mi?” dilemmasına sadece siyaset ve medya arenasından yön bulmaya çalışmayan yazar korkuyu, duygular felsefesi içinde konumlandırarak Aristoteles’ten Machiavelli’ye ve dahi Hobbes’a kadar etik ve psikolojik bir düşünce hattı çiziyor.
Demem o ki; Korkunun Felsefesi, “korkunun kendisini” sorgulamaya çağırırken bizi korkularımızla yüzleşmeye davet ediyor.
Lars Svendsen