Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
youtube.com/shorts/704B_ghpuuI Hayat pratiktir ve savaştır. Ancak savaş öyle bir şeydir ki pratikli bir şekilde girmek çok düşük bir ihtimaldir. Savaştan önce binlerce plan, strateji ve taktik belirleyebilirsiniz. Ancak savaşın ilk dakikasında planlarınızın çoğu boşa gidecektir. Çünkü savaş veya harp dediğimiz olay binlerce belirsizlik ve planlarınıza uymayan binlerce detay içerecektir. Siz nasıl ki planlar yapıyorsanız, karşınızdakiler de size göre planlar yapıyor ve sürekli karşı hamleler yapılıyor. Harp terimi günümüzde bir milletin veya topluluğun sadece askeri değil, ekonomik-sosyal-jeopolitik tüm güçlerinin kendi politikası çerçevesinde bir mücadele için kullanımını içerir. Politika ve harp terimleri önceleri ayrı veya karşıt olarak kullanılsa bile 18. yüzyıldan sonra harplerin sürelerinin uzaması, ilişkilerin daha yoğun ve karmaşık olması, teknolojinin de etkileri ile daha iç içe geçmiş terimlerdir. Politika, amacı belirler. Harp Yönetimi de bu amaca en az zarar ve en büyük yararla ulaşmayı amaçlar. Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış Çinli general ve filozof Sun Tzu da Savaş Sanatı kitabında bu konuya değinir ve şöyle söyler; "Yüz savaşta yüz zafer kazanmak en mükemmeli değildir. En iyisi savaşmadan baş eğdirmektir." Sun Tzu kitabında savaş taktikleri üzerine herhangi bir bilgi vermese de hatta herhangi bir süvari birliğine değinmemesinden dolayı süvari savaşı görmediği veya Çin'de o dönem süvari birlikleri olmadığı kabul edilse de savaşın veya harbin en temel ilkelerini koymuş ve savaşın felsefesini tarihte bilinen ilk yapmış kişidir. Sun Tzu, Savaş Sanatı'nın beş koşulun tam olmasını gerektirdiğini söyler. Bunlar; halkın savaşa olan inancı, hava, arazi, general, yöntem ve disiplin. Bunlar savaşa girmenin temel şartlarıdır. Bunlar tam olarak sağlandıktan sonra ise savaşın bir aldatmaca ve şaşırtma olduğunu söyler. "Taarruz gücünüzü gizleyin, güçsüz görünün, hareketsiz kalın. Yakınken uzak, uzakken yakınmış gibi gösterin." der. Savaş sırasındaki en büyük zorluk için genel olarak çok fazla yanlış ve yalan istihbarat gelmesinde birleşilir. Harbi yönetenler bu ortamda bunları da yaparak düşmanı daha da yanlış hareket ettirmelidir. Clausewitz de "bu konuda bir subaydan istenecek tek şey uzmanlık ve tecrübesi ile neyin gerçek neyin sahte olduğunu tespit edip ona göre hareket etmesi" demiştir. Savaşta amaç düşmana hükmetmektir. Clausewitz sadece savaşta orduyu yenerek değil, hatta ülkesini zaptederek de değil düşmanın tamamen inancını ve iradesini kırarak savaşın kazanılacağını söyler. Ancak orduyu yenmek bunun ilk adımıdır. Ve galibiyet için taarruz gerekir. Taarruz ise inisiyatif ister. Bu durumda, harbi yönetenler muharebenin insiyatifini kendileri alıp düşmana bırakmamalıdır. Muharebenin arazisi ve zamanını kendilerine uygun yerler belirlemeli ancak muharebeye giden süreçte düşmana zarar verecek adımlar da atmalı. İkmal yollarını kapatmak, ani baskınlarla hem moral hem sayı olarak düşmana zarar vermek de bunların en önde gelen adımlarıdır. Osman Pamukoğlu da bu konuda bizim karakol sistemimizi eleştirip "Neden bekleyeyim, gelip benim karakollarıma çarpsın?İki testi çarpışıyor, biri kırıldığı yerde, öbürü çarptığı. Nerde bu? Orada bekliyor. Gidip oradan alacaksın." demişti. Düşman senin konumuna göre hazırlanıp, inisiyatifi kendi eline alıyor ve senin en hazır olmadığın anda sana baskın düzenliyor ve senin o anda yapman gereken şey önce savunma ve ardından taarruz ile düşmanı püskürtme. Ancak düşman avantajlı konumda çünkü senin hazırlanman vakit alacak. Yine Osman Pamukoğlu Paşa Savaş Sanatı kitabında şunu söylüyor: "Baskın ve pusu inisiyatifin bizde olduğu muharebe teknikleridir. Her ikisinde de inisiyatif bizdedir ve bu nedenle de az kuvvetle ve en az kayıpla en büyük sonuçları elde edebiliriz." Genel olarak muharebe teknikleri değişse de iki tür savaştan söz edilir; konvansiyonel savaş ve gayrinizami harp. Aslında harp ve savaş kelimeleri bu noktada bilinçlice mi seçiliyor bilmiyorum ama burada çok doğru bir kullanım var. Çünkü gayrinizami dediğimiz türde askeri-silahlı muharebelerden önce psikolojik ve sosyolojik bir propaganda saldırısı yürütülür. Gayrinizami harbi küçük ordular hatta küçük gruplar yapar burada amaç zaten ordulaşmaktır. Osman Paşam bu noktada üç aşamalı bir stratejiden bahsediyor; "Birinci aşama: Gerilla ve terörist hareketlere girişerek, nüfusun mümkün olduğu kadar çoğunu kontrol altına almak. İkinci aşama: Gerilla güçlerini düzenli birimler halinde teşkilatlandırmak ve hükümetin uzak yerlerde tek başına kalmış durumdaki kuvvetlerine saldırmak. Üçüncü aşama: Büyük birimler kurarak askeri kontrolü sağlamak, sivil halkı ayağa kaldırıp hareketi desteklemelerini temin etmek." Bu noktada nasıl konvansiyonel bir savaşta düşman kanatlarına yapacağınız saldırılar ile gerisine geçip çevrelemek isterseniz, gayrinizami harpte de düşmanınızın dış destek almasına engel olmak için onu her yönden çevrelemeniz lazımdır. Çünkü dış destek almayan bu tarz hareketler asla başarıya ulaşamazlar. Sun Tzu ve Clausewitz gibi savaşın felsefesini yapmış insanlar düşmanın iradesini, moralini, inancını hedef gösterirler. Bu konvansiyonel bir savaşta düşmanı püskürterek; önemli mevzileri ele geçirerek; ikmal, iaşe ve lojistik hatlarını bozup aç ve açıkta bırakarak veya düşmana yapılacak baskınlarla olabilir. Gayrinizami harpte ise bu durum düşman eylemlerine -sadece askeri değil, siyasi ve sosyal eylemlerine- izin vermeyerek, dış desteklerini keserek ve en önemlisi halktan gizleyerek değil ama halkın gözüne de sokmayacak şekilde örgütten bahsetmeyerek olur. Serxwebun dergisinde pkk, Daltepe Köyü Katliamı'nı şu şekilde duyurur : "56 korucu yakınlarıyla birlikte öldürüldü.". Yine aynı dergide, Pınarcık Köyü Katliamı şu şekilde duyurulur : "31 köy korucusu yakınları ile birlikte öldürüldü.". Bu yapı ne halt ederse etsin, ne kadar kan emerse emsin, ne rezillikler yaparsa yapsın kendinden bahsedilsin ister. Halkın bıkmasını ve yeter demesini ister. Sun Tzu'nun saydığı 5 ilkenin ilki halkın inancıydı. Halk kitlesi inanmadan ve bu savaşa tam bir destek vermeden ve her alanda kenetlenmeden, bir savaş yürütülemez. " 'Barış' savaşlar arasında verilen molaya denir. Barış, sonsuz bir rüyadır ve rüya, uykuda olanlara aittir..." Dünya tarihinde çok az bir süre savaşsız geçmiştir. 1945-1990 yılları arasındaki 2340 hafta içerisinde modern! ve çağdaş! dünya yalnızca 3 hafta savaş görmemiştir. İnsanın doğası, şirketlerin hırsı ve devletlerin çıkarlarını göz önüne aldığımızda savaş hayatımızın bir parçasıdır. Ve bu noktada yapılması gereken askerin, halkın ve ülkenin buna hazırlanmasıdır. Uzayan savaşların kazananı olmaz ancak uzamayan bir savaş da bulunmaz. Bu durumda, ya eldeki durumu kabul edeceksiniz ya da siz güçlü durup, güçlü olacak şekilde hazırlanacaksınız ve bu durumlarda düşmanın tükenişini sağlayacaksınız. Savaşta bazılarınca 2, bazılarınca 3 aşama vardır. Bunlar saldırı ve savunma veya saldırı-geçiş-savunma şeklindedir. Ancak temeli saldırı ve savunmadır. Savunmanın amacı korumaktır. Ve korumak kazanmaktan kolaydır. Bu durumda eşit şartlar altında zaman savunandan yanadır. Ancak harpte denklik çok nadir sağlanır. Bir tarafın diğer tarafa saldırması için onu gözüne kestirmesi, güç dengesini kendi lehinde görmesi gerekir. Savunan da aynı şekilde, kendi için avantajlı konumu ve zamanı seçecek şansa sahip olacaktır. Ki bunlar olmasa bile; zaman, mekan, sayı, hava, lojistik, eğitim, strateji, taktik gibi onlarca etken de bu durumu etkileyecektir. Savaştan önce bir askeri veya bir orduyu, savaşa tam anlamıyla hazırlamak imkansızdır. Çünkü her savaş birbirine bazı yönleriyle benzese de her savaşta birbirlerinden çok farklı durumlar ve koşullar olacaktır. Verilen eğitimler belirli düşünsel temeller ve teoriler verir. Clausewitz de savaş dönemlerinde savaşçı kişinin kendi yeteneğine ve dehasına başvurmak zorunda kalacağından ve bazı durumlarda bu teorilerin dışına çıkacağından hatta direkt ters düşeceğinden bahsetmektedir. Ve yine Clausewitz üst makamların bu teorilere en az yer verenler olduklarını söyler; "Ast kademelere doğru inildikçe kişisel fedakârlıkta bulunma cesareti daha çok istenir; fakat bu kademelerde idrak ve karar güçlüğü pek azdır; olayların cereyan ettiği saha çok daha derli toplu, amaçların ve araçların sayısı sınırlı, veriler daha belirli, hatta çoğu kez gerçek olayları kapsamaktadır, fakat başkomutanlığa kadar, ne kadar yukarıya çıkarsak güçlükler de hemen hemen her şeyi dehaya bırakacak kadar artar." Osman Pamukoğlu Paşa, iyi bir savaşçı olmak için doğaya bakılması gerektiğini söyler. Muharebe, mekan ve zaman olarak zaten doğaya bağlıdır. Kış mevsiminde askerler önce soğukla, karla mücadele ederler; geceleri karanlıkla; dağlık arazide yükseltiyle; güneş ve rüzgara karşı olduklarında körlükle; nehir kenarlarında suyla mücadele ederler. Dağlar, doğal savunma ve tuzak alanlarıdır, ayrıca aşağıdan yukarıya saldıracak taraf için görüş zorluğu da oluşturacaktır. Elbette ki yükseklere saldırılmaz diye bir şey yok ancak bu saldırılar en zorlu ve en tehlikeli olanlardır. Nitekim Osman Paşa da Irak Harekatlarında genellikle alttan yukarı değil, dağın tepesine helikopterle inerek yukarıdan aşağıya süpürerek operasyonlar yapmıştır. Boğazlar, vadiler, kanyonlar ise kilit noktalardır ve etraflarındaki doğal yükselti düşmanın arkanıza geçmesini engelleyeceği için az adamla bile tutulabilirler. Bir ormandaki hayvan davranışlarından ve bitkilerin durumlarından birçok şey çıkartılabilir. Bu sebepten doğayı tanımak, özellikle savaş alanını bilmek bir savaşçı için son derece önemlidir.
Savaş SanatıOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitapevi · 2014408 okunma
··
332 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel bir inceleme olmuş. Emeğinize, kaleminize sağlık.
Hakkıcan
Gönderi Sahibi
BAA. Osman Paşadan yediğim lafın işe yaradığını biliyordum :D
Hakkıcan
Gönderi Sahibi
Savaş Sanatı : Sun-Tzu'nun Savaş Sanatı kitabına dair Osman Paşamın yorumlarını içeriyor. Nasıl Yapılmalı? : Savaş'ın temel ilkeleri ve bileşenlerinin incelendiği bir kitap. İkinci incelemenin temelini bu kitaptaki taarruz ve savunma harekatlarından almayı düşünüyorum. Askerî Stratejinin Temelleri : Askeri alanlarda çok temel yazılar içeriyor. Ancak bazıları çok temel olmakla beraber baya iyi kaynaklar da bulunuyor içerisinden. Ben baya bir makale ve kitap çıkardım onları da okuyacağım nasip olursa. Savaş Üzerine : Çok kapsamlı ve detaylı bir kitaptı. Dönemine ve genel harp ve muharebe temellerine gayet detaylıca inmiş yazar. Bazı yerlerde çok tekrara düşüyordu veya ben aynı alanda, aynı anda çok kitap okuduğum için tekrar geldi. Savaşın Esasları : Savaş Üzerine'nin damıtılmış hali gibi geldi ama ondan baya önce yazılmış. Bu kitap o dönemki Prusya veliaht prensine yardımcı olması için yazılıp, bırakıldığından temel detayları çok içermiyor. O anlamda ben daha çok beğendim. Sonda iki tane muharebe örneğinde de felsefe kısmı olmasa iyiymiş. Abim biz zaten anladık seni orada bari de ki, kardeşim şu şu şu gerçekçi senaryo olur biz bunu bunu bunu yapalım. Sen diyorsun, yok politik hedef nedir, nereler istenir, yok bu bilgiler yetersiz. Nazlanma gurban. Roma Strateji Sanatı : İçlerindeki en basit kitaptı. Durumlar ve o durumlara uygun bazı örnek olaylar verilmiş. Teori, ilke falan hak getire.
youtube.com/shorts/qN-xLsbx... Hoş geldin. 🙋🏻‍♂️ Çayımı sigaramı aldım balkona çıktım, bakalım bizi nasıl bir inceleme bekliyor.
Hakkıcan
Gönderi Sahibi
Hakkıcan
Gönderi Sahibi
aslında bu incelemeyi 3 bölümden oluşacak şekilde yazacaktım. ancak bu teori kısmına dair o kadar çok yazı okudum ki artık bunu yazmak istedim. ikinci kısım temel harekatlar ve temel ilkeler olacak, 3. bölümde de bunları muharebeler üzerinden örneklendireceğim nasip olursa.
Hakkıcan
Gönderi Sahibi
Osman Pamuoğlu - Savaş Sanatı Osman Pamukoğlu - Nasıl Yapılmalı? Carl Von Clausewitz - Savaş Üzerine Carl Von Clausewitz - Savaşın Esasları Emrah Özdemir - Askeri Stratejinin Temelleri Suat İlhan - Atatürk ve Askerlik Suat İlhan - Harp Yönetimi ve Atatürk E. M. Earle - Modern Stratejinin Ustaları Michael Handel - Savaşın Ustaları kitaplarından yer yer alıntılar, fikirler alınmıştır.