Yaşadığın acı, üzüntü, kahroluş ne kadar derin olabilir?
Bir fikrin var mı?
Fikir yürütebilecek kadar sağlam bir psikoloji içinde olabilir misin?
Geç Kalan; sorgulamanın en diplerinde olan, kaybolabileceğin ve her satırda ama her satırda kendini bulabileceğin oldukça ağır bir kitap. Kırıldın, acıdın, üzüldün, şaşırdın, beklemedin… çok kolay yazılabilen cümleler değil mi? İşte yazar bu kolay gibi görülen cümlelerle bizi derinden vuruyor. Başarı da bu değil mi ? Ve başarıyor, ağlıyorsunuz satırlarda. Füruzan’ı kaybetmenin verdiği derin bir boşlukla boğuşan kahramanın yarım kalışını anlıyor Tufan. Yalnız hani öyle basit cümlelerle değil, devrik olsun ama olsun gibi de değil, etkilensinler de nasıl yazarsam yazayım gibi de değil. Kelimelerin anlamları birbirine öyle bir geçmiş ki ‘aa benim hissettiğim de tam da buydu’ diyebileceğiniz her şey art arda sıralanmış. Hem sevdiği kadının kaybı hem çocukluk (anne) travmasının bağlantısı ortaya çıkıyor. Travmalarımız bize geleceğimizi haber eder ve tecrübelerimizi şekillendirir. Tam da bu doğrultuda hayata bakan bir adam… kaybedeceğini biliyor, kaybediyor ve hayat yarım kalıyor . Bir daha gökyüzünde yıldız görünmüyor:(