Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 23 Ocak 2026 20:11 'Ne çabuk unuttunuz?
Ne çabuk başladınız yine insanları birbirine düşürmeye..kin tohumları ekmeye.. milliyetçiliğe, ayrımcılığa,kafatasçılığa,cinsiyetçiliğe ..ezeli düşmanlıklara?
Ne çabuk? Gerçi.. vazgeçmiş miydiniz hiç?
...
Yeni depremler olmayacak mı sanıyorsunuz?
Gelen felaketi karşılamaya hazırlanmak yerine, çıkar.. kâr..para.. iktidar peşine mi düşeceksiniz yine?
Duymuyor musunuz, geliyorum diye bas bas bağıran yeni depremin gümbürtüsünü?
Milliyetçi böbürlenmeleriniz, düşmanlıklarınız, kavgalarınız,savaşlarınız yetecek mi evlerinizi, saraylarınızı yıkılmaktan kurtarmaya? Bu kez de mi kulak asmayacaksınız tüm dünyanın biliminsanlarının uyarılarına? Bilimin " milli"si yoktur oysa... İnsanlık da milli değildir... Depremin de millisi olmaz..Hele ölümün...'
Yiğit Bener 'in Kırılma Noktası isimli kitabından çok can alıcı bir alıntı. 17 Ağustos Körfez depremini yazıyor.
Her satırı deprem anlatmıyor. Üç farklı yoldan ilerleyen bir kurgusu var kitabın. Kitabın karakterlerinden olan Selin öğretim görevlisi. Depremde yıkılan yaşamları, dayanışmayı anlatan bir roman yazmak istiyor .Yazdıklarını Amerika'da ki arkadaşına gönderiyor .Arkadaşı da Selin'in yazdıklarına dair eleştirel yorumlarını aktarır. Romanın içinde eleştirisi de var. Kitabın bir bölümü bu eleştirel maillerden oluşuyor. Bir diğer yandan da Selin'in hayatına dair bölümler aktarılıyor romanda. İnsanlığa,düzene ,sisteme dair sorgulamalar ile başbaşa bırakıyor.
Deprem ile ilgili yazdığı bölümler üzüyor insanı. Aradan yıllar geçiyor, acılar,yaşananlar değişmiyor,dersler çıkarılıp düzenlemeler yapılmıyor. Canımız yanmaya devam ediyor ne yazık ki..