Romeo ve Juliet’i romantik bir aşk hikâyesi olarak okuyanlara şunu hatırlatmak gerekir: Bu eser, 13 yaşındaki bir kızla 17 yaşındaki bir erkeğin arasında geçen, üç gün süren ve altı kişinin ölümüyle sonuçlanan bir ilişkiyi anlatır. Burada yüceltilen şey aşk değil; ergen dürtüselliği, ani bağlanma ve denetimsiz risk alma davranışıdır.
Bugün benzer bir hikâye gerçek hayatta anlatılsa, kimse bunu “büyük aşk” diye alkışlamaz; aksine sağlıksız, tehlikeli ve trajik bulur. Evrimsel açıdan bakıldığında bu davranışlar romantizm değil, impulsivite ve yüksek ölüm riski taşır. Shakespeare’in metni güçlüdür; ama gücü aşkı idealize etmesinden değil, romantizmin ne kadar yıkıcı olabileceğini göstermesinden gelir.
Bu yüzden mesele eseri sevmek ya da sevmemek değil; onu ne sandığımızdır. Romeo ve Juliet bir aşk masalı değil, romantizmin akılla bağını kopardığında nasıl felakete dönüştüğünün trajedisidir.