Nereden başlasam anlatmaya, bu derin hayat hikâyeleri hakkında nasıl konuşulur bilemiyorum. Tek bildiğim, içimde derin bir burukluk olduğu. Farklı sınıflardan, farklı hayat hikâyelerine sahip insanlarla karşılaşmak ve onların hayatlarını - kötü de olsalar anlamaya çalışmak bana biraz garip hissettirdi. Yer yer tekrarlamalar, yer yer hak veremediğim paragraflar olsa da bunun gerçek, yaşanmış bir hikâye olması; yorum yaparken bile eleştirmemi engelleyen bir detay oldu. Çünkü "bu böyle olmasaydı" diyemiyorum; zaten öyle olmuş.
Kitap boyunca bazı yaklaşımlar, bazı yorumlar ve sınıf farklılıkları üzerine yazılan paragraflar beni zaman zaman rahatsız etti. Her kesimden bir okuyucu olduğunu düşünürsek, bazı cümleleri onaylamadım ve yazarın bu konularda daha ince olmasını beklerdim.
Ayrıca başlarda çok uzun ve tekrara düşerek anlatılan yaşam hikâyesinin; sonlara doğru sanki kısa kesmek amacıyla, hiç desteklemediğim bir şekilde ilerlemesi ve bunun işe yaraması beni oldukça şaşırttı. Çünkü böylesine sessiz ve içine kapanık bir karakter, bu tür bir yaklaşım karşısında nasıl oldu da birden ayaklanabildi?
Her karakteri anlamaya çalıştım; hem kızdım hem de çok üzüldüğüm bağlar kurdum. Yer yer cevapsız kalan sorularla baş başa kaldım ve bazı olayların yüzeysel geçildiğini hissettim. Ama yine de şunu çok net gördüm: İnsan, alıştığını istiyor hayatında. Bilmediğine tutunamıyor, kendini rahat bırakamıyor. Kötü de olsa "alıştığım olsun" diyor; acı da verse, "ben onu biliyorum, tanıyorum" der gibi ilerliyor.
Ne olursa olsun, bu kitapla tanışmak benim için buruk ama bir o kadar da güzel bir deneyimdi. Hayatı bir de bu insanların gözünden görmek, farklı bakış açılarından bakmak istiyorsanız mutlaka okumalısınız.