1993’te Çin’de yayımlandıktan kısa bir süre sonra bazı kaynaklara göre yasaklandığı belirtilen bir eserdir Yaşamak. Peki neden yasaklandığı düşünülmektedir? Kitabın vermek istediği mesaj aslında nedir?
Eser, Çin’in 20. yüzyıldaki tarihsel kırılma dönemlerini, sıradan ve halktan insanların hayatları üzerinden ele alır. Komünist Parti’nin ağırlıklı olduğu, iç savaşların yaşandığı bu dönemdeki olaylar; Çin’in tarihsel süreci içinde yoksulluk, acı, kayıp, asker kaçaklığı ve hayatta kalma mücadelesi gibi unsurlar aracılığıyla halkın yaşantısı üzerinden işlenir. Bu bağlamda romanın, resmî tarih anlatısının dışında kalan sert bir eleştirel bakış sunduğu düşünüldüğü için ilk yayımlandığı dönemde yasaklandığı ya da sansüre uğradığı ifade edilmektedir.
Yaşamak benim için bir olay romanından ziyade baştan sona uzanan bir kayıplar silsilesi. Bu kayıp da ilk olarak bir ölümle başlamıyor. Fugui’nin kumarda bütün mal varlığını kaybettiği an, bana göre onun hayat üzerindeki tüm söz hakkını da kaybettiği andır. Asıl kırılma burada yaşanıyor. Bundan sonra olan biten her şey, sanki bu ilk kaybı bir devamı gibi ilerliyor.
Fugui’nin hayatını, ailesini birer birer kaybetmesi takip ediyor. Fugui ailenin en büyüğü ve torunu olan bir kişi. Ama etkili olan kısım şu ki, o torununu da gömen kişi aynı zamanda. Yaşamak Fugui için bu süreçte bir ödül değil de katlanılması gereken bir yük aslında.
Kitapta yoksulluğun en ağır hâlini, bir hastalığın tedavi edilemiyor olmasına sevinilen yerde anladım, çünkü ortada tedavi edilmesi gereken bir durum olsa dahi onu karşılayabilecek imkan yok. İnsan iyileşmeyi değilde iyileşmenin masrafını düşünüyor, ne acı.
Son olarak Fugui’nin yaşam hikâyesini dinledikten sonra, elindeki parayla genç bir öküz alabilecekken bilerek yaşlı bir öküzü seçmesi, bana onun artık geleceğe değil sona hazırlandığını gösterdi. Fugui, o öküzle birlikte sonu bekler. Yu Hua burada yaşlı öküzü Fugui’nin kendisi olarak imgeler, yaşamakla hayatta kalmak arasındaki farkı görünür kılar.
Yaşamak benim için sürükleyici ve hüzünlü bir eserdi; kitabı bitirdiğimde içimden sadece
“Ne yaşadın be Fugui…” demek geçti.