Yabancı, Albert Camus’nün yaşamın anlamsızlığı karşısında insanın takındığı tavrı sorguladığı bir romandır. Eserde ölüm, bir son olmaktan çok hayatın kayıtsız gerçekliğini görünür kılan bir olgu olarak ele alınır. Meursault’nun dünyaya karşı mesafeli duruşu, Camus’nün absürd düşüncesini somutlaştırır.İnsan, anlam arayışından vazgeçtiğinde değil, dünyanın kayıtsızlığıyla yüzleştiğinde özgürleşir. Roman, mutluluğu umutlarda değil, yaşanan anın gerçekliğinin kabulünde arar.Yaşamın bir sonu olması, onu anlamsız yapmaz. Aksine, her anı daha canlı ve gerçek kılar. İnsan, beklemeden yaşadığında sevinci de acıyı da saklamadan kabul ettiğinde, dünya olduğu haliyle yeterlidir. Mutluluk bazen büyük cevaplar değil, susup bakabilme cesaretidir.