Momo, modern hayatın hızına karşı yazılmış sessiz bir itiraz gibi. Michael Ende, zamanı çalan “duman adamlar” üzerinden insanın fark etmeden kaybettiği en değerli şeyi — gerçekten yaşamayı — masalsı bir dille anlatıyor. Momo’nun en büyük gücü konuşmak değil, dinlemek; ve bu bile kitabın ne söylemek istediğini açıkça ortaya koyuyor.
Roman, çocuk kitabı gibi görünse de asıl mesajını yetişkinlere fısıldıyor. Acele eden, hesaplayan, her şeyi verimliliğe indirgeyen insanların nasıl yavaş yavaş yalnızlaştığını sade ama etkili bir şekilde gösteriyor. Ende’nin dili yalın, sembolleri anlaşılır; mesajı ise ağırlaştırmadan derinleştiriyor.
Momo, didaktik olmadan düşündüren, masal olmaktan utanmadan gerçeklere dokunan bir kitap. Bitirdiğinde zamanla ilişkinizi sorgulatıyor ve insana şunu hatırlatıyor: Hayat, ölçülerek değil hissedilerek yaşanır.