Irvin Yalom'un Günübirlik Hayatlar adlı eseri, yazarın seksenli yaşlarında bir psikoterapist olarak kaleme aldığı, gerçek hasta öykülerinden oluşmaktadır ve ismini Marcus Aurelius’un "Hepimiz günübirlik yaratıklarız; hatırlayan da hatırlanan da..." sözünden alır. Yalom bu eserinde, ölüm korkusu, yaşlılık, yalnızlık, anlam arayışı ve geçmişin yükleri gibi evrensel insani meseleleri, bir terapist masasının iki yanındaki insanın kırılganlıklarını saklamadan anlatır. Her bir öykü, hayatın kısalığına rağmen her anın nasıl bir anlam ve bağlantı taşıyabileceğine dair keyifli ama hüzünlü bir farkındalık sunar.
Yalom, kendi yaşlılığını, unutkanlıklarını ve bazen hastalarına karşı duyduğu çaresizliği de açık yüreklilikle paylaşır. Öyküler boyunca okuyucu; hayatın geçiciliğiyle yüzleşmenin, aslında yaşama daha sıkı sarılmak için bir anahtar olduğunu keşfeder. Yalom'a göre terapi, sadece bir iyileşme süreci değil; iki insanın dürüstlükle yan yana gelip, varoluşun karanlık köşelerine birlikte fener tutma çabasıdır. Kitap, bittiğinde okuyucuda hem hayatın faniliği üzerine bir düşünce bulutu hem de "iyi ki buradayım" dedirten bir yaşam sevinci bırakır.
Irvin D. Yalom