Puan vermedi·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ocak 2026 22:13 Sinan Akyüz’ün kaleminden çıkan Fidan Hanım, sadece bir biyografik roman değil; aslında hepimizin içindeki o ait olma ve geçmişle hesaplaşma arzusuna dokunan, oldukça dokunaklı bir eser.
Sinan Akyüz, Fidan Hanım ile bu sefer okurunu sadece Bosna’nın acılı tarihine değil, bir kadının sessiz direnişine ve derin yalnızlığına davet ediyor.
Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, göğsümün üzerine oturan o ince sızı oldu. Yazarın ustalığı, büyük trajedileri (savaş, göç, kayıp) bir kadının iç dünyasındaki kırılmalarla harmanlayabilmesinden geliyor.
Kitapta öyle cümleler var ki, altını çizmek yetmiyor; insanın zihnine kazınıyor:
İnsan, anılarından kaçamazdı. Kaçtığını sanırdı ama bir gün, bir köşe başında anılarıyla burun buruna gelirdi.
Bu satırlar, Fidan Hanım'ın tüm yaşam öyküsünün özeti gibi. Bizler genelde acılarımızı gömdüğümüzü sanırız. Oysa Fidan Hanım bize gösteriyor ki; geçmiş, sandığımıza koyup kilitlediğimiz bir eşya değil, her an yanımızda taşıdığımız bir gölgeymiş.
Kitabı okurken kendi köşe başlarımı ve orada bekleyen anılarımı düşünmeden edemedim.
Sevgi, bazen birine ""gitme" diyememektir. Sadece kalmasını dilemektir.
Fidan Hanım’ın hayatındaki o sessiz kabulleniş beni en çok etkileyen kısımdı. Modern dünyanın her şeyi kontrol etme çabasına karşın, onun bu tevekkülü ve sessiz sevgisi, fedakarlığın ne kadar ağır bir yük olabileceğini hatırlatıyor. Akyüz, sevgiyi bir coşku olarak değil, bir sabır sınavı olarak betimliyor.
Kitabın dili o kadar duru ve samimi ki, Sinan Akyüz sanki karşınıza oturmuş, bir fincan kahve eşliğinde size aile albümünü gösteriyor gibi. Karakterlerin kusurları, korkuları ve hayalleri o kadar gerçek ki, Fidan Hanım bir süre sonra kurgusal bir karakterden çıkıp, hepimizin geçmişindeki o mağrur ve hüzünlü kadın figürüne dönüşüyor.
Eğer kalbinizi biraz titretmek, unuttuğunuz duygularla yüzleşmek ve bir kadının onurlu duruşuna tanıklık etmek istiyorsanız, Fidan Hanım kütüphanenizin en özel köşesini hak ediyor.
Keyifle okunsun !..