Gönderi

Zamanın Raydan Çıktığı Bir Roman
8/10
·184 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 16:38
2026’nın ilk romanı Nazlı Eray’dan: "Arzu Sapağı’nda İnecek Var." Türk edebiyatındaki büyülü gerçekçilik damarının güçlü temsilcilerinden, fantastik romana 1980’lerden beri yön veren Eray’la tanışma kitabım. Romanı biraz önce başım dönerek bitirdim. Sebeplerini konuşalım. 1989 Ankara’sında, Gelincik Sokak’ta bir ev. Ev sahibi Nazlı Eray. Bir dergide “Düşsel Söyleşiler” yapan Eray’ın o akşamki misafirlerinden biri dönemin başbakanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal. Ötekisi ise Fransız Devrimi sırasında giyotinle öldürülen Fransa Kraliçesi Marie Antoinette! “Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler!” sözünü söylediği iddia edilen meşhur kraliçe! Romanın giriş sahnesi, özellikle Fransız Kraliçesi’nin başta televizyon olmak üzere devrinde bulunmayan teknolojik aletlere şaşırmasıyla açılır. Semra Özal’ın, eşi Turgut Bey’le telefonda görüşmesini aklı almaz. Yazar, bu ilk bölümden itibaren zaman algısını altüst eder. Günümüzle geçmişi, hayalle hakikati harman eder; hepsini bir hevenk hâlinde okuruna sunar. Eray’ı okudukça onun çılgın hayal dünyasının da şahidi oluruz. Nazlı Eray, romanın daha ilk bölümünde farklı tarihî zamanlarda yaşamış kişileri bir araya getirerek okurunu şaşırtmayı ve eğlendirmeyi başarır. Çok geçmeden Fransız Devrimi’nin önde gelen isimlerinden Fouché, Robespierre ve Danton da sahne alır. Nazlı ile eski militan arkadaşı Mehmet, 18. yüzyıldan fırlayıp gelen Kraliçe’yi gezdirmek için Ankara Hilton’un dans salonuna götürürler. Ertesi günkü bir davette Nazlı’nın arkadaşı Hilmi’nin evinde piyano çalan bu kez Mozart’tır. Şaşırma sırası Nazlı’dadır. Düşsel Söyleşiler için hayal dünyasının genişliğini kendisinden başka bir kişide —Hilmi’de— de görmek onu çok sevindirir. Mozart’ın Nazlı’ya kur yapması ve onu öpmesiyle sahne bir anda değişir; kendilerini Fransız Devrimi’nin orta yerinde, birazdan giyotine gidecekleri bir hapishanede bulurlar. Yanlarında bu kez idam edilecek Kraliçe Marie vardır. Nazlı’nın yeni bir hamlesiyle bu kez 2020 Amerika’sına ışınlanırlar. Romanda hayli yer tutan bu bölüm, ilginç ve heyecanlı sahnelere açılır. Eray’ın hayal dünyası burada da büyük bir süratle çalışır: İnsansı robotların iş başında olduğu bu yıllarda, intihar edeceklere psikolojik destek sağlayan bir merkezde Nazlı, Alain Delon’un tıpkısı olan bir robotla tanışır. Elon Musk’a otuz yıl öncesinden selam gönderen bu yakışıklı robotun adı B273-X’tir. Robota adeta tutulan Nazlı, bir yandan da 2020 yılının olası yeniliklerini okura aktarır. Bunlardan biri “Rüya Ekranları Ormanı”dır: Kodunu bildiğiniz her kişinin geçmişteki düşlerini bir TV ekranından izleyebiliyorsunuzdur. Nazlı, Kraliçe Marie’ye kaptırdığı arkadaşı Mehmet’in düşlerine bakınca, aslında kendisini nasıl da sevdiğini —ama çelik gibi bir iradeyle bunu sakladığını— fark eder. Bir diğer yenilikse sigaralardadır: Bir nefes aldığınızda yıldızların başınızdan aşağı döküldüğü sigaralar… Sanırım kuvvetli bir tiryaki olan Eray’ın hayal gücünden süzülüp gelmişlerdir. Romanın son bölümü bir başka heyecan sahnesi taşır. Bu kez mekân Cinci Celal’in Ankara’daki evidir. Finalde işler hepten raydan çıkar. Eray son kurşunlarını atar: Bir kaplana dönüşen Mehmet’i cinler sayesinde geri alabilmek için hamleler yapılır. Sigortasız çalıştırılan ve çalışma esnasında sigara içememekten rahatsız olan cinler, Che Guevara’nın onlara katılmasıyla (Evet, devrimci Arjantinli de işin içindedir artık.) isyan ederler. Roman, Eray’ın ütü odasından gidilen yemyeşil ve ışıl ışıl bir “Arzu Sapağı” motifiyle sona ererken, benim gibi kitabı okuyan herkes muhtemelen şu soruyu soracaktır: “Biraz önce ben ne okudum?” Tarihin bunca siyasi figürünü romanında ağırlayan, olayları ve zamanları bilerek birbirine karıştıran, postmodern anlatının imkânlarından yararlanan Eray, romanda gözle görülür bir siyasi mesaj vermez. Ne 1989’dan 2020’ye bakarak bir gelecek vizyonu çizer ne de ideolojik bir yönlendirme yapar. Onun amacı daha çok postmodern bir beklentidir: Okurunu zihinsel oyunlarla eğlendirmek, sıkıcı bir dünyadan alıp fantastik bir evrene dâhil etmek. Bunu yaparken okuruyla adeta hızlı bir dansa kalkar. Üçüncü romanı olan "Arzu Sapağı’nda İnecek Var"da bunu iliklerime kadar hissettim.
Edebiyat
Arzu Sapağında İnecek VarNazlı Eray · Everest Yayınları · 2019144 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.