İnsan bazen bir kişiye değil, bir yere ağlar, sokakların hafızasına, çocukluğun kokusuna, değişen seslere. Ülkeye ağlamak yalnız hüzün değil, aidiyetin sızısı, sevdiğin şeyi koruyamadığında içerde büyüyen o çaresiz dua. Kimi zaman sevda bir insanda başlar sanırsın ama aslında toprağın dilinde konuşur, türkü gibi, rüzgar gibi, gece lambası gibi. Ağlayınca küçülmüyorsun, tam tersine genişliyorsun, çünkü gözyaşı bazen öfkeyi yıkayıp geriye saf bir özlem bırakır. Keşke ülke dediğin yer, sadece sınır değil de kalbinin güvenli köşesi olsa, insan ağlamak yerine derin bir nefes alsa, yine de sevmekten vazgeçmese.