·432 syf.····Okunma: 26 Ocak 2026 19:13 Bu kitabı okurken yaşadığım hissiyatı anlatmam mümkün değil. Çok garip hislere girdim üzerine düşünüp hazmetmeye çalışıyorum kitabı ve kendim bile tanımlayamıyorum. Kitap boyunca durmaksızın kar yağıyor ve ağır bir sis çökürüyor üzerinize. Her şey bu hava gibi sisli ve gridir; kar yağdıkça görüşünüz azalır iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan kitabın başındaki kadar rahat ayıramaz olursunuz. Ka'nın iç dünyası zaten belirsiz ve bulanık. Kendisi Kars'a geldiğinden beri bir kar tanesinin eş köşelerinden ibarettir. Yaşadığı bulanıklığı onla birlikte hissedip karamsarlığa sürüklenirsiniz.
Sadece döneminde değil hala bile cesur hikayesiyle her kesimden insanı aynı anda hem rahatsız hem memnun edebilecek bıçak sırtında bir roman Kar. Karsı arka fon olarak kullanarak bir mikro Türkiye modeli yaratmayı amaçlamış ve çalkantılı olaylarıyla tam da Turkiye'yi anlatmayı başarmış görünüyor.
Orhan pamuk ayrıca hikayeye kendini kitabın yazarı olarak öyle güzel yerleştirmiş ki olayların hayal ürünü olduğuna inanmakta zorlandım. Hikayenin final olayını sona saklamak yerine kitabın orta yerine yerleştirip okuyucuya bi anda noluyor dedirtmek de merak öğesini beklenmedik şekilde arttıyor. Orhan pamuk'un okuduğum ilk kitabıyla kalemine saygı duydum.