Hayat bazen mutlu olmak için değil, sadece yaşamak için yaşanır.
Ve bazen bu bile büyük bir direniştir.
Yaşamak, insanın başına ne gelirse gelsin hayatta kalma inadının romanıdır. Yu Hua,
her ne olursa olsun yaşama umudunun hep diri olduğunu kemiklerimize kadar hissettiriyor. Fugui, ailesini, servetini, sağlığını ve umutlarını kaybetmesine rağmen, yinede yaşama umudunun olduğunu bize gösteriyor. Bir söz beni benden almıştı;
“İmparator bir parça kuru ekmek için dilense bile hâlâ imparatordur” yani diyor ki;
İnsanın onuru, kimliği ve iç gücü, geçici yoksullukla, düşüşle, yoksunlukla yok olmaz.
Yani insan aç kalabilir, yalnız kalabilir, düşebilir… ama ruhen teslim olmadıkça hâlâ ayaktadır. Bu söz bile yaşama umudu.
Mutluysan fakirliğin bir önemi yok, sağlıklıysan sadece 1 dönüm arsa bile sana yetebilir, ailen senleyse, sıcak bir çorba, samimi bir muhabbet varsa, servetin bir önemi yok. Zenginsen ama yalnızsan ne yapacaksın parayı pulu serveti? Evet Fugui fakirdi, en yüksekten en dibe vurmuştu belki, ama fakirken hayatının bir kısmı güzel geçti diyebiliriz. Tüm ailesini tek tek kaybetmesine rağmen çalıştı ve çabaladı. Zenginken karısının yüzüne bakmayan adam, fakirleşince buna çok üzüldü ve mahcup hissetti, karısının son aylarında ona bebek gibi baktı. Ölümle burun burunayken, karısı kemik erimesinden ölmek üzereyken, “Fugui, ben yaşamak istiyorum” dediğinde günlerce ağlardı. Ama güçlüydü, hiç olmazsa karısına bir süre bakabildi, ama o da güçsüzleşiyordu hayatın zorlu pençelerinden sıyrılamadı, lakin yaşama umudu hep zirvedeydi ve hep vardı. Yinede bütün ailesini kaybedince gidip bir öküz alabildi, çünkü yaşama umudu bu. Yaşam her koşulda bizimledir, bir gün canın sıkılıp bunalırsan hala ayakta duran bedenine bak, savaşına bak ve mücadelene iltifat et, yaşamak yarınlar için, ölmek özgürlük için.
Yaşamak, sadece bireysel bir trajedi değildir, aynı zamanda Çin’in yakın tarihine, devrimlere, savaşlara ve yoksulluğa tutulmuş bir aynadır. Yalnız roman politik slogan atmıyor. Büyük tarihsel kırılmalar, küçük insanların hayatına nasıl dokunur, işte bize onu gösterir.