Memento Mori, Muriel Spark ile tanıştığım ilk kitabı.(Zira sonrasında Sürücü Koltuğu Sürücü Koltuğu'nu okudum ve bu kadının görme biçimini anladım, bu sebepten tanıdığım biri oldu diyebilirim.) Memento Mori'nin basımından önce, Siren yayınlarının sosyal medya hesabında kapak tasarımı ile ilgili bir oylama yapılmıştı; o paylaşımda da radarıma girdi. Basımından bir süre sonra aldım ve neredeyse aldıktan 1 yıl sonra da kulüp arkadaşlarımı ikna edip onlarla beraber okuduk. Ne yazar ne de kitap ile ilgi yayınevinin paylaşımı dışında hiç bir bilgim, araştırmam olmadı. Kapak tasarımına vuruldum ve arka kapak yazısı da yetti.
"İnsanın ölümünü anımsaması,kısaca,bir yaşam biçimidir."
Bir kitabı okumadan önüne çok çıkması, çok övülmesi, kitap ile ilgili bir çok şey duymak büyüyü bozuyor bazen. Okumakla ilgili ince zevkleri olanlar, okuyacağı kitapları da kendi deneyimleri ile keşfetmekten ayrıca bir keyif alırlar. Misal benim, bir öğleden sonra annemizin buzdolabını açtığımızda dondurma kutusunda yaprak sarma bulmak gibi hissettiren keşiflerim vardır: Tatlı bir atıştırmalık olacak derken acayip bir doygunluk veren kitaplar. İşte bu da onlardan biri.
Kitabın adı nereden geliyor? Bu kısım da kulüple kitap okumanın güzelliği , senin peşine düşmediğin bir detay bir başkasının merakını celp ediyor.
Memento Mori, "fani olduğunu hatırla" şeklinde çevrilen Latince bir deyişmiş. Roma İmparatorluğu döneminde zafer kazanan generallerin resmi geçit törenindeki bir seremoniye dayanmaktaymış.
* Memento mori
Fani olduğunu hatırla.
* Memento te hominem esse
Sadece bir insan olduğunu hatırla.
* Respice post te! Hominem te esse memento!
Arkana bak! Sadece bir insansın,hatırla!
(kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Memento_mori)
Peki kitap kutsal bir metin gibi, insana öğüt verip dünya fani, iyilikle ahiretini kurtar mı diyor? Asla! ( Ki yazar anladığım kadarıyla dindar, İngiltere'de vaftiz edilmiş ama sonra Roma Katolik Kilisesine girmiş.)
Birincisi öğüt veren bir dilin yanından bile geçmeyen çok ince ince espriler ve yergiler içeren bir anlatım tarzı var. ' henüz tedavülden kalkmadım '/ Dame Lettie, ' tatlı ihtiyarcıklar olmadığımız için'/Bayan Taylor, huzur evinde sürekli değişen vasiyetnameler ve kışın gelmesinden korkmalar ya da sayfa 58 de ülkedeki demokrasinin doğuşunun anlatıldığı paragraf gibi...buralarda yazarın hiciv ve nüktedan anlatımını fark ediyorsunuz.
İkincisi ise kurgu kısmında bir aksiyon var. Kimden geldiği bilinmeyen bir telefon ile tedirgin olan 70 yaşını geçmiş bir karakterle başlıyor. Böylece merakınızı uyandırıyor. İşin içine diğer karakterler, ilişkiler, geçmiş ve benim için en etkileyici kısım olan şu an içinde var oldukları bedenleri ile yaşadıkları sınırlılıklar giriyor.
Kitap ölümle yani o son nokta ile ilgili değil , asıl son evre ile ilgili: Yaşlılık.
" Yetmişini geçmek savaşa katılmak gibi. Bütün dostlarımız ya gitti ya da gitmek üzere ve biz bir savaş meydanında, ölülerin ve can çekişenlerin ortasında sağ kalmaya çalışıyoruz. "
Özellikle yaşlanan bedenin sınırlılıklarına direnmenin tasvir edildiği iki yer çok hoşuma gitti: ilki Charmian karakterinin kendine çay hazırlaması ( sayfa 133- 135), ikincisi ise Guy Leet karakterinin dolma kalem ile yazı yazması ( sayfa 190-191 ).
" Yaşlılıkta, diye düşündü, hayat ne kadar da ilkelleşiyor..."
Eğer benim gibi bir süre yaşı 70 lerde biriyle yaşadıysanız, üniversitede 4 yıl anneannemle yaşadım, bu kitabı okumak zor gelmez. Kitabın başlarında isimlerin bolluğu bir güçlük yaratıyor, çünkü bir huzur evinde kalan karakter ve koğuş arkadaşaları var ama isimlere takılmayıp bu karakterlerin sonu karşılama biçimlerine bakmak daha iyi. Zira bu biçimler, nasıl süreçlerden geçtikleri ile ilgili aslında. Kitabın ana karakterleri: Lettie Colston, abisi Godfrey ve karısı Charmian, eski hizmetlileri Jean Taylor ve Charmian'ın yazarlık çevresinden Guy Leet ve ilginç bir araştırma yapan Alec Warner. Bu karakterlerin her biri insan kişiliklerinin temsili gibi: İmaj ve kibir,kıskançlık ve utanç, gurur ve konfor, dürüstlük ve adalet, tutku ve umursamazlık, merak ve kontrol...
Godfrey ve Charmian'ın evlilikleri de kitabın işlediği diğer bir konu aslında: uzun süreli evlilikler nasıl bu kadar uzun sürmüştür?
"... yüzleşmelerinin salt düşüncesi bile korkunçtu... Evlilik yaşamında zaten gereğinden fazla açık yüreklilik vardı; bu modern, incelikten yoksun bir düşünceydi ve boşanmalar bir yana, sıklıkla evin karışmasına, altüst olmasına yol açıyordu." ( Charmian, sayfa 168)
Muriel Spark bana Türk yazarlarımızdanŞule Gürbüz Şule Gürbüz'ü hatırlattı, onun konsantrasyonunu.Spark çok iyi bir gözlemci, karakterlerini çok iyi tanıyor ama onlar ile ilgili bizi detaylarda boğmuyor.
Evet son söz olarak bu kadını sevdim, yazdığı diğer kitapları da okumaya devam edeceğim. Ve Memento Mori herkese tavsiye edeceğim bir kitap olmayacak. Bu kitabı okuyacak kişinin en azından bir ağacın meyve verene kadar geçen sürece şahit olmuş olması gerekir.
Sağlıcakla kalın.