10/10
·288 syf.··
2026 158. kitabı
HYUNAM DONG KİTAPEVİ Eğer Hyunam-dong Kitabevi’nin kapısını açarsanız, içinizi sıcacık bir his kaplayacak. Ve bu his, buradan ayrılsanız da sizinle devam edecek. Bu romanı okuyan herkes farklı bir satırın altını çizecek; bazen o satırlar hissettiği duygunun tam karşılığını ifade ettiği için, bazen de o duruma olan bakışını daha güzel bir açıyla değiştirdiği için. Bir kitabevi sahibi olma hayali için her şeyden vazgeçen Youngju’nun, bu kararı yüzünden kendini bencil ve kötü hissetmesiyle başlıyor roman. Bu giriş ve bazı sohbetler, hayallere ulaşmanın her zaman mutluluk getirmeyebileceğini düşündürecektir. Hatta belki de bir hayal uğruna hayat boyu çabalamanın gereksiz olduğunu, sadece yaşadığımız andan keyif almamız gerektiğini de düşünceksiniz. Roman boyunca Minjun, Jimi, Jungseo, Minchul ve daha birçok karakterin hikâyelerinin, bu kitabevinin kapısından girdikten sonra nasıl etkilendiğini okuyorsunuz. Karakterlerin hikâyelerini tek seferde değil de romana yayılmış bir şekilde öğrenmek, hem romana heyecan katıyor hem de okuma keyfi veriyor. Ve Hyunam-dong Kitabevi gibi bir kitabevinin kendi mahallemizde de olmasını diliyorsunuz. Karakterlerin birbirleriyle olan tatlı, hoş sohbetleri sayesinde şu sorulara cevap arıyorsunuz: Hayalimdeki işi mi, yoksa bana keyif veren ve bana daha uygun olan işi mi yapmalıyım? Beni üzen, canımı sıkan duygulardan kaçmak ne zamana kadar sürebilir; eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalmaz mıyım? Bu yüzleşme hemen mi yoksa sonra mı olmalı? Başarılı olma kavramı benim için nedir, çabalamak yeterli midir? Sizler de okurken kendinize sorular sorup, şu an için geçerli cevaplar verecek; belki de ileride verdiğiniz cevapları değiştirerek, yeni doğru olduğunu düşündüğünüz cevaplara inanmaya başlayacaksınız. En azından romanın bize söylemeye çalıştığı durum bu. Karakter çeşitliliği, akıcılığı ve okurken verdiği mutluluk ve huzur hissinin romanlarda nadir bulunması sebebiyle bu kitabı çok sevdim. Sadece bazı şeylerin gereksiz yere çok vurgulandığını düşünüyorum ama doğrusu bunun beni pek de rahatsız ettiğini söyleyemem. En nihayetinde şöyle söyleyebilirim: Okurken kendinizle barışıyor, yaşamınızla ilgili bazı şeyleri sorguluyorsunuz. Bitirdiğinizde ise hareketli hayatınızda kendinize vakit ayırıp biraz durmanız ve kendinizi dinlemeye zaman ayırmanız gerektiğini hatırlıyorsunuz. O zaman şu paragraf ile yazımı sonlandırıyorum: “Son anlarımızda bir kereliğine mutlu olmak adına tüm hayatımızı çabalayarak, perperişan bir şekilde geçirmemiz gerektiği anlamına geliyordu bu düşünce. Böyle bakınca mutluluk denen şey korkunç bir hâl aldı. Tüm hayatımı tek bir başarıya adamanın son derece beyhude olacağını hissettim. Dolayısıyla artık mutluluğun değil, mutluluk hissiyatının peşinden giderek yaşamaya karar verdim.”
Edebiyat
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.