İnsanın hiç tanımadığı insanlara birini anlatması, sevgiyi saklayamamak gibi, içerde taşınca dışarı sızıyor. Anlatmak bazen övmek değil, varlığına kanıt aramak, kendini inandırmak, yokluğun ağırlığını hafifletmek. Kafka da sevmek çoğu zaman bir yerden sonra sığınak değil, yangın gibi, susarsan içini yakıyor, konuşursan daha da büyüyor. Yabancılara anlatınca sanki sevdiğin kişi çoğalıyor, kaybolmasın diye kelimelerin içine saklıyorsun. Ne garip, insan en çok da kimseye emanet edemediği duyguyu yoldan geçene emanet ediyor, belki de anlaşılmak değil, taşımak zor geldiği içindir.