·136 syf.····Okunma: 29 Ocak 2026 13:43 Bu kitabı tanımlayacak olursam sanırım tam da bu cümleyi kurardım. Kitap romandan çok bir deneme kıvamında bitirdikten sonra tam olarak ne yorum yapabileceğimden de emin olamıyorum çünkü ne desem sanki başka bir taraftan linç yermişim gibi hissediyorum. Kitap kesinlikle kötü değil. O ruh halini, karanlığı, kafa karışıklığını, öfkeyi, neşeyi, çıkmazı, korkuyu, güvensizliği, çekingenliği bir çorba olarak okuyucunun önüne dikenli bir kaşıkla sunuyor. Yudumlar biraz yakıcı olduğu için her cümlede bir yıpranma hali hissetmeye başlıyorsunuz. Okuma tıkanmasını açmak isteyecek bir insana asla tavsiye edeceğim bir kitap değil “Geber Aşkım” hatta yazar gibi anlatmam gerekirse;
-Okumaya başladığımda bir nehir kenarında güneşin ilk ışıkları gözlerimi acıtıyordu. Komşu kadının işe gidişini izlerken o bana el salladı ben ise ona hareket çektim. İçimdeki kurt uludu kayıtsızca. Kadının yüzünün değişimi verandadaki kitaba uzanmam için bana bir fırsat verdi. Bebek ağladı, bebeğin ağlamasını duymazdan gelerek bir süre kitapta göz gezdirdim. Beynimi tırmalarken “belki de altı değişmesi gerekiyordur.” dedi komşunkadın. Teşekkür ederim ben çünkü bilmiyordum bunu demek yerine cümlelerin arasında tepinerek anlaşılmayacak şeyler söyledim ve bir kurt gibi uludum. Bu sırada karşıda bir geyik bana bakıyordu. Kendimden utanıp el salladım.-
Aslında kitap biraz karışık bir şekilde de olsa bir kadının doğumdan sonra nasıl yalnızlaştığını, kendini nasıl anlaşılmaz hissettiğini, anlaşılmaz hissettikçe, daha da yalnızlaşıp, delirmeye başladığını anlatıyor.
Kötü bir kitap mı? Kesinlikle değil. Ama zor ve yorucu bir kitaptı benim için.
Filmini izlemeyi düşünmüyorum çünkü bana kalırsa bu kitabın filmi yapılamaz. (Evet bu konuda önyargılıyım.)
Sevgilerimle