İnsan hiç kavgada tanıdığı birine hayran kalır mı? Peki ya daha da ileri götürüp onunla ev arkadaşlığına kadar getirir mi işi? Tamam böyle anlatınca belki size garip gelebilir ama gelin ben size en baştan anlatayım neler olduğunu.
Saye,onkoloji bölümde hemşire. Bir de oğlu var fakat okul nedeniyle başka bir şehirde yaşıyor. Çay içmek için hastanenin karşısındaki restorana gidiyor ve orada olan bir kavgayı ayırmaya çalışan bir kadını görüyor. Ona öyle hayran kalıyor ki her yerde onu ararken, bir gün yine karşısına çıkıyor. Ve ondan evinin bir odasını kendisine vermesini istiyor. Fakat bu ev arkadaşlığından öte bir anlaşmaya kadar gidiyor. Nini'nin başına ne gelirse gelsin Saye onu kurtarmaya söz veriyor.
Bu saatten sonra da ilginç şeyler yaşanmaya başlıyor. Evin bahçesindeki toprak dolu bir kayık, Nini'nin hiçbir doktor tarafından adlandırılmamış "Pares" hastalığı...tüm bunlar Saye'nin de kafasını karıştırsa da sonunda oldukça kuvvetli bir dostluk ortaya çıkıyor.
Metaforlar çok güzel, kitabın içine yedirilmiş olan "Kanadı Kırık Martı ve Kayık" hikayesi bile başlı başına okuma keyfi veren türden. Yangın sonrası aralarında geçen diyaloglara ve Nini'nin insanlığa olan bakış açısına hayran kaldım. Derin bir kitap, içsel metinlerin iyi anlaşılması gerek. Bu sebeple yazarın dili her ne kadar akıcı olsa da, kitap sindirilmesi gerekenlerden. Ben keyif aldım okurken, sizlere de öneriyorum.
Her Ay Okuyanlar Kulübü
Keyifli okumalar dilerim...