"Büyümek kötü. Çocukken kendini istediğin gibi düşünebilirsin. Ya şimdi?" Sy.28
Merhaba,
#FosilAğacı yazar Tülay Güzeler’in kaleminden çıkan, yalnızlık, rastlantılar ve içsel dönüşüm temalarını işleyen bir romandır.
Romanın merkezinde, kırklı yaşlarında, bir hastanenin onkoloji bölümünde hemşirelik yapan Saye yer alır. Saye, yoksul bir mahallede, tek katlı evinde oldukça izole ve yalnız bir hayat sürmektedir. İnsanlarla bağ kurmakta güçlük çeken Saye'nin hayatı, bir iş çıkışı tesadüfen tanık olduğu bir kavgayla değişir.
Kavgayı sonlandıran gizemli bir kadın (Nini), Saye’nin dünyasına girer. Nini’nin Saye’nin evinden bir oda kiralamak istemesiyle başlayan süreç, her iki karakterin de geçmişine ve iç dünyasına dair tuhaf ama etkileyici kapılar açar.
Eğer psikolojik tahlillerin ön planda olduğu, yalnızlık temasına naif ama sarsıcı bir yerden bakan yerli edebiyat örneklerini seviyorsanız bu kitap tam size göre. Yeni kitaplarda buluşmak üzere.
️"İhtiyacından daha çok şeye sahip olmayı istemek bir tür akıl hastalığı değil midir? Anca yeten şey tatmin eder, ama gereğinden çok olan şey..."28
️"Muhtaç olmak, insanların hepsini benzer ruh haline indirger, insanların karakter olarak eşitlendiği yerdir, o yüzden o kişiyi tanımadan da sözlerini doğru olarak yorumlayabilirsin."sy31
️"Ölüm, kendini aşacak hiçbir şey bırakmıyordu geride. Saygı istiyordu. Hayır istemiyordu, buyuruyordu, korkuya bulayıp bize dayatıyordu. Hatta zamanı dondurup bambaşka, ama tanımlanamaz bir şeye döndürüyordu. Bir ölü kadar, bize zarar veremeyeceği besbelli hiçbir şey yokken, ölümün yanında bu denli içinden çıkılmaz, karmaşık duygularla dolmamızın nedeni neydi? Oluşturduğu boşluğu yeniden kendi varlığıyla dolduruyordu ölüm." Sy.87
️"Beceri ayrıntılarla kurulurmuş, ayrıntılar zamanla. Belki