·152 syf.····Okunma: 31 Ocak 2026 13:50 Körleşme’den sonra Doğal Roman bana hiç iyi gelmedi doğrusu. Canetti'nin o ağır, yoğun, adım adım ilerleyen dünyasından çıkıp bu kadar dağınık, parçalı bir metne geçmek yorucu oldu. Körleşme gibi derin bir etki bırakmasa da, kitabın sonlarına doğru iyice koptum; okurken yorulduğumu, hatta sıkıldığımı hissettim. Anlatıcının travması belli: Karısı ondan ayrılmış, üstelik başka bir adamdan hamile. Bu acıyı doğrudan dile getirmek yerine, yazar türlü kaçış yolları icat ediyor. Mesela bir gazetenin tefrika köşesine düşen “Doğal Roman” metni, tuvalet tarihi üzerine mini ansiklopedi girişimleri, sineklerin gözünden dünya, numaralanmış kısa kısa parçalar (bazen tek bir cümle), kediler, sigara izmaritleri, eski reklamlar, doğa tarihi notları… Boşanma acısı ise hep dolaylı, yan yollardan hikayede yer buluyor. Klasik anlamda bir hikâye yok burada; daha çok dağılmış bir zihnin parçalarını bir araya getirmeye çalışan, ama tam toparlayamayan bir çaba gibi okunuyor.Belki de Körleşme’nin o katıksız ağırlığından hemen sonra bu dağınıklık bana zorlama, sıkıcı, hatta gereksiz uzatılmış gibi geldi. Bir yere varmıyor, sadece dönüp duruyor gibi. Yine de şunu kabul ediyorum: Eğer doğrusal bir hikâye, güçlü duygusal bağlar kurma ya da net bir son arıyorsanız, bu kitap sizi de benim gibi çıldırtabilir. Gospodinov tam tersini yapıyor; hayatın zaten doğrusal olmadığını, parçalı ve çoğu zaman anlamsız göründüğünü, ama o parçaların arasında bile tuhaf, beklenmedik bir güzellik olabileceğini söylüyor. Ben o güzelliği sonlara doğru göremedim, ama belki başka bir ruh haliyle, başka bir zamanda yeniden denemeliyim. Yazarın Zaman Sığınağı ve Bahçıvan ve Ölüm kitaplarını beğenmiş biri olarak, en kısa zamanda Hüznün Fiziği ve Yokluğun Haritaları'nı da okuyacağım.