Gönderi

Peçorin'i anlamak
" çocukluktan beri budur benim kaderim. herkes yüzümde kötü duyguların belirtilerini aramıştır hep, oysa hiç bir kötülük yoktu içimde. Ama onlar var olduğunu düşünüyorlardı, istedikleri de oldu sonunda. Alçakgönüllüydüm, gösteriş meraklısı olmakla suçladılar beni, bu yüzden açılmaz oldum insanlara. İyiyi ve kötüyü ruhumun derinliklerinde hissediyordum. Hiç kimse sevmiyordu beni, herkes gururumla oynuyordu. Kin güden bir çocuk olup çıkmıştım. Ama öteki çocuklar gülüp eğleniyorlardı, konuşkandılar. Ben kendimi onlardan yukarı görüyordum, onlar ise beni kendilerinden aşağıda. Kıskanç bir çocuk olmuştum. Bütün insanları sevmeye hazırdım ama kimse anlamıyordu beni. Böylece kindar biri oldum. Renksiz gençlik yıllarım kendimle ve dünyayla savaşarak geçti. Alay edilmekten korktuğum için en güzel duygularımı yüreğimin derinliklerine gömdüm. Orada ölüp gittiler. Gerçeği söylüyordum inanmıyorlardı, bu kez yalan söylemeye başladım. Dünyanın ve toplumun çıkarlarının nasıl döndüğünü öğrenince yaşam biliminde usta oldum. O zaman, başkalarının böyle bir ustalıkları olmadan nasıl mutlu olduklarını, benim yılmadan ermeye çalıştığım o mutluluğa hiç bir çaba harcamadan nasıl erdiklerini anladım. İşte o zaman bir umutsuzluk çöktü içime. Ama tabancayı şakağa dayayarak son verilen umutsuzluklardan değildi benimki. Sevimlilikle ve içten bir gülümsemeyle gizlenilmeye çalışılan soğuk, güçsüz bir umutsuzluktu. Ruhsal yönden sakattım artık, ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. Ben de o yarıyı kestim attım - oysa öteki yarı kımıldanıyordu, diriydi, herkesin hizmetindeydi. Kimse farkına varmadı bunun; çünkü bir zamanlar var olan öteki yarıdan haberleri yoktu; ama siz bir hatırayı uyandırdınız, ben de size bir kitabe okudum. Birçoklarına kitabeler gülünç gelir ama ben hiç de öyle düşünmem, hele onların altında nelerin gömülü olduğunu düşündüğüm zaman...”
Sayfa 158·Kitabı okudu
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.