Gönderi

7/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
“Hiçbir şeyin benim için gerçekleşmediğini, ama yine de her şeyin bana ait olduğunu hissediyorum.” Neden böyle hissedersin ki acaba? Etrafındaki her şeyin yabancı olduğunu ve senin de oraya ait olmadığın hissi… eğreti duran ruhun oraya uyum sağlamakta zorlanır fakat aynı zamanda en çok oraya aitmişsin gibi bir aidiyet yaşarsın o dünyada. İronisi bol bir duygu yığınları seni sarmalar. İnsanı içinde her zaman bir yerden kaçma ve bir yere sabitlenme hissinden gelir belki de kim bilir … Kaçış arzusu var ama aynı zamanda o karanlık, tutkulu, “vahşi” hayata mıknatıs gibi çekilme hali de mevcut Zweig hikayelerinde. Bir genç gezgin (anlatıcı), Almanya’ya giderken küçük bir Fransız liman kentinde geceyi geçirmek zorunda kalır. Trenini kaçırınca ay ışığıyla aydınlanan sokaklarda dolaşmaya başlar. Denizci mahallesinin karanlık, arnavut kaldırımlı ara sokaklarında (fahişeler, sarhoşlar, liman kokuları…) bir kapıdan gelen Almanca bir arya sesine kapılır ve içeri girer. Orada tuhaf bir sahneye tanık olur: Bir kadın (Françoise) ve ona saplantılı bir adam… gerisini kendiniz okuyun Kolay okunan ve insanı bolca düşündüren bir kitaptı. Zweig’ın klasik tarzı; İnsan ruhunun derinlikleri, bastırılmış tutkuları, ani çöküşleri, yabancılaşmaları ve kaderin ironilerini ele alır. Kitapla ve sevgiyle kalın ’larım…
Edebiyat Hikaye Öykü
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
·
76 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.