Gönderi

Sizce Tanrı acıyı niye yarattı?
1000Kitap
··2 alıntı·
4 +1'leme
·
18,5bin Gösterim
77 Yorum
imtihan olsun diye olabilir.
Önceki 8 yanıtı göster
Herhangibiri`
Herhangibiri`
Evet böyle bir şey var. İstese karışır günaha da engel olabilir. Fakat bu doğrultuda cennet cehennem kavramı olmaz. Allah sana yapma der Şeytan yap der. İkisinide vesvese gibi düşün, iraden ne ise ona göre hareket edersin. Hiçbirimiz çocukken kötü değildik belli bir yaşa kadar. Evet istemese yaprak kıpırdamaz, ama biz insanız. Bütün varlıklardan üstün kılmış bizi. Senaristten örnek verdin bende Öğretmenden örnek vereyim. Öğretmen öğrenciye ders verir öğrenci bu derse göre çalışır sınava girer. Kim ne kadar iyi çalışırsa o kadar iyi not alır. Gayret eden geçer, bilipte çalışmayan kalır. Öğretmen istese hepsine iyi not veremez mi? bir kalem hareketine bakar. bunu da ufaktan benzeyen bir şey gibi düşün. Allah seni eğitir kitabıyla doğruyu yanlışı ayırt edebil diye akıl da verir. Sınava sokar seni. Hayat bir sınavdır cümlesi burdan gelir aslında. Gayretin kadar geçersin.
4 yanıtı göster
Sadece mutluluk ve huzurla dolu bir dünyada uykuda olurduk.. Acı Bizi kendi gerçeğimizle, dünyaya geliş amacımız ve yaradanımız ile tanıştırır...
acı, dışarıdan bakıldığında anlamsız bir yük gibi durur; ama içine girildiğinde, insanın varoluşunu baştan sona sarsan bir derinliktir.Belki de acı, insanın kendini duyması için yaratılmıştır. Sevinç, insanı hayata bağlar; fakat acı, insanı kendine bağlar. Acı yokken ruh, çoğu zaman yüzeyde dolaşır; alışkanlıkların, gündelik telaşların ve unutkanlığın içinde kaybolur. Oysa acı geldiğinde, insan birden durur. Zaman yavaşlar. Her şey anlamını yitirir ve geriye yalnızca şu soru kalır: *“Ben kimim ve bu yaşadığım ne?”* İşte o anda insan, ilk kez gerçekten bakar kendine.Acı, derinliği olan varlıklar için vardır. Taş acı çekmez; çünkü hatırlayacak bir kalbi yoktur. Hayvan acı hisseder; ama anlamını sormaz. İnsan ise acı çektiğinde, onu anlamlandırmaya çalışır. Acıyı taşıyan şey yalnızca beden değil, hafızadır; yalnızca ruh değil, beklentidir. Bu yüzden acı, insanı diğer tüm varlıklardan ayıran sessiz bir mühür gibidir.Belki de acı, merhametin doğum yeridir. İnsan, kendi canı yanmadan başkasının acısını gerçekten anlayamaz. Acı çekmemiş bir kalp, başkasının yarasına bakar ama onu hissetmez. Oysa acıdan geçmiş bir insan, başka birinin sessizliğini tanır; çünkü o sessizlikte kendini duymuştur. Böylece acı, görünmeyen bir köprü kurar: kalpten kalbe, yaradan yaraya.Bir başka ihtimal de şudur: Acı, özgürlüğün bedelidir. Seçme hakkı varsa insanın, yanılma hakkı da vardır. Sevmek özgürse, kaybetmek de özgürdür. İnanmak özgürse, hayal kırıklığı da onun gölgesidir. Acı, iradenin karanlık yüzüdür; ama iradesiz bir varlık olmak, acısız ama eksik olmaktır. Belki de insan, tam olabilmek için incinmeye razı kılınmıştır.Ve belki acı, umutla aynı yerden doğar. Çünkü umut, her zaman “şu an”dan daha iyisini bekler; acı ise “şu an”ın eksikliğini fısıldar. Umut olmasaydı acı da bu kadar yakıcı olmazdı. Ama umut olduğu için, acı da vardır. İkisi birbirine düşman değil; birbirini mümkün kılan iki kardeş gibidir bence;)))
Bu yorum görüntülenemiyor
Mutluluğun kiymetini bilelim diye
Reklam
İnsan olarak yaratılmış olmanın derinliğine varabilmemiz içindir belki
Belkide
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.