Yarı karanlık,muzip, enteresan bir masal okuyor gibiyim.Tuhaf olaylar eşliğinde, tartışmalarla bezeli,gerilimin bazen tırmandığı,bazen acayipliklerin arasına gizlendiği efsunlu bir roman Empusyon.
Eylül 1913, büyük savaştan hemen önce, Avrupa çalkalanırken vereme yakalanan Wojnicz,tedavi olmak için Görbersdorf kasabasındaki şifa merkezine gelir ama orada yer olmadığı için Beyler Konukevi'nde kalmaya başlar. Orada kalan birçok hasta vardır.Yemeklerde bir araya geldiklerinde hayata, savaşa, şeytana, kadına dair konularda birçok fikri tartışırlar.Kitap özellikle kadınların sesini, varlığını ters köşe bir yerden,derinlerden , müthiş bir feminist seda ile duyuruyor.Kasabada gizem hiç eksik olmazken, kasabanın büyülü atmosferi de okuru çepeçevre kuşatıyor.Tartışmaların derinliklerinde incelikli karakterlerle toplumsal cinsiyet, doğa hayvanlar, varoluş, kadınlık gibi konuların tınısı her yerde yankılanıyor. Bir intiharın sis perdesini aralamaya çalışan Wojnicz kendi varoluşuyla yüzleşiyor, gizemi bir tehlike ile de karşı karşıya kalıyor.Büyülü Dağ 'dan sonra okudum Empusyon'u.Evet, iskeletinde Büyülü Dağ var ama ona tam ters taraftan bir bakış sunuyor, ters yüz ediyor.Hic kadın karakter kullanmadan kadınların sesini duyuruyor.Hikaye 3. tekil kişi ile anlatılıyor ama arada "biz"olarak 1. çoğul kişi de konuşuyor. Onların kim olduğu da çok hoş ve güçlü bir detay bence.
Tuhaf, gizemli olaylar eşliğinde, düşüncelerle örülmüş, nahif, enteresan karakterler ışığında, masalsı bir söyleyişle dile gelen,çok incelikli, esaslı, farklı, tılsımlı bir roman, şahane bir kitap.Gerçekle hayalin yer yer iç içe girdiği, sıra dışı güçlü bir anlatı. Alışılmışın dışında bir serüvenin kaptanı, çok sevdim.Akıcı diline rağmen kolay bir anlatı diyemem.@timasyayingrubu #empusyon #okudumokuyun #okudumbitti #kitaptavsiyesi #kitapönerisi