Şükrü Erbaş /Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya
Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya, günlük telaşlar, ihanetler, hayal kırıklıkları, sevgiler, şehvetler, tutkular, ölümler ve yaşamlar içerisinde durmak bilmeyen bir telaşla sürdürdüğümüz hayatımızda bize bir nefes alma vakti sunan güzide bir eser.
Yaşayan kalemler arasında, benim naçizane tanıdığım en yetkin, en ince ruhlu, en derin usta olan pek kıymetli Şükrü Erbaş’ın yazılarından ve şairliğin en yüksek gücünde kaleme aldığı dizelerden mürekkep bu eser okuru şiirin büyülü, güçlü ve sarsıcı dünyasına aralıyor.
Kendini tanımlarken ; ''Benim bütün hayatım, bütün yazdıklarım, bir daha söylemiş olayım, kıstırılmış insanın trajedisini canında duymakla varlık bulmuştur, bu trajedisini canında duymakla varlık bulmuştur, bu trajedi üzerinde şekillenmiştir.'' Diyen bir ustanın insanın trajedisini en derininde duyumsatan kaleminin sarsıcı olmama ihtimali var mı?
Bu kitap insan trajedisinin, toplumsal bilincin, politik duruşun, aşkın, sadakatin ve insan olmanın manifestosudur. Neredeyse tüm eserlerini okuyup, ruh dünyamın en derininde duyumsadığım şair, ozan, abdal Erbaş’ın bu yaratımını da defalarca altını çizerek, özümseyerek, sevdiğime yüksek sesle okuyarak ve hatta hislenerek deneyimledim.
Bu kitap kalbinde sevgi taşıyanlara, güçlünün değil de güçsüzün yanında duranlara, bir şiirle nefes alabileceğine inananlara, Ömür Hanım’ın sonsuz hatırasına, Erbaş’ın ''Birileri ne kadar, 'sanat ideolojilerden uzak olmalıdır' dese de, ideolojisi ve etiği olmayan bir insanın, acısını dile getireceği estetik bir formu da olamaz. Benim şiirim de tam bu üç öge üstünde var olur. İdeoloji, etik ve estetik, dil içinde yepyeni bir gerçeklik kurar, bir büyü yaratır. Varsa eğer sözümün bir değeri, bu tutumdan gelir.''dediği yerde duran tüm insanlığa ve sanatkarlara armağandır bana göre. Şükrü ErbaşÇırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya