Bu romanı "güzel" kılan şey, Kemal’in bir sapık mı yoksa bir aziz mi olduğu arasındaki o ince çizgidir. Pamuk, okuyucuya bir karakteri yargılama lüksü vermez; aksine, Kemal’in acısını o kadar detaylı ve samimi işler ki, bir süre sonra 4213 adet izmariti toplamasını garipsememeye başlarız. Kitap, Doğu ile Batı arasında sıkışmış Türk burjuvazisinin trajedisini de arka planda mükemmel işler. Kemal’in Füsun’un evine gidip yıllarca televizyon izleyerek geçirdiği akşamlar, aslında bir adamın sevdiği kadının varlığına tutunma çabasıdır. Masumiyet Müzesi, bittiğinde insanın boğazında düğümlenen o meşhur "geçmişe duyulan özlem" hissini (hüzün) en rafine haliyle yaşatır.