·181 syf.····Okunma: 03 Şubat 2026 15:57 Edebiyatın ilk yıllarından itibaren; pornografinin edebiyata dair olup olmadığı tartışılıp durulmuş. Bataille, Marcus De Sade ‘ dan oldukça etkilenmiş hatta onun yazılarının gün yüzüne çıkması için uğraşmış bir yazar. Çoğu insan onu yazar olarak görmese de.
Sonunda kitaptaki metaforları açıklayan yazarımız hiç de sağlıklı bir çocukluk geçirmediğini itiraf ediyor. Bize en derin sırlarını açması itibarıyla çok içten buluyorum Bataille’ı.
Böylesine cesur yazabilmek herkesin harcı değil. Ve itiraf etmek gerekirse Sade ve Bataille gibileri kimsenin söyleyemediklerini söylemek ile mükellef. En azından bir kere düşünülmüş olanları gayet açıklıkla yazıyorlar. Hiç de ayıplamayın derim. Karanlık benliğimizin derinliklerinde ne olduğunu bazen bizler bile keşfedemeyiz. Cinsellik ve pornografiye bu denli açık ve düşkün olanların hep anneleriyle bir öfke problemleri olduğunu hissetmişimdir. Bazı çocuklar babalarını pek önemsemezler, çocuk yetiştirirken onun pek önemi yoktur çünkü. Fakat annelerine kızgın büyürlerse intikam almaya çalışırlar! Kendi vücutlarından ve de sapkınlıklarıyla annelerinden. Annelerinin yapamadıklarından. Onlara söyleyemediklerinden. Dünyanın en büyük gerçeklerinden biri hatta bazılarına göre ilki cinselliği tabu haline getiren kadınlara öfkelerinden dolayı onlardan intikam almak isterler. Tıpkı Bataille gibi. O da sapkın yazılarını annesine ithaf etmiş. Bundan da çok memnun.
Bir önceki kitabımda “pornografi” de beğenmediğim fakat burada beğendiğim şey ise üslup oldu. Ve de gereksiz psikolojik tahliller değil gerçek ve gerçek olmaya yakın olaylar silsilesi. Sapkınlığı da anlatmalı sanatçı gerekirse, anlatabilmeli ama edebiyat olabilmesi için bu şart!