El kızı...
Ne kadar soğuk bir kelime değil mi?
Orhan Kemal' in okurken bizi bu kadar sinir krizleri geçirtmesi onun ne kadar mükemmel bir kalem olduğunun kanıtı. Kitaba gelince; Allah'ım sinirden hop oturup hop kalktım. Sözler, olaylar, düşünceler o kadar sığ o kadar cinsiyetçi ki deli olmamak elde değil.
Kolay manipüle olan erkeklerden nefret ediyorum.(Kadınlardan da :) Boyun posun devrilsin Mazhar. Zayıf karakterinin kurbanı Nazan olmamalıydı. Önce annesi manipüle etti hayatının canına okudu. Hem karısının hem oğlunun. Sonra biraz hayatını toparladı ama gene manipüle edilerek. Benim için hayattaki en büyük zayıflık bu. Kişiliğinin şeklinin başkalarının elinde olması. Psikolojik açıdan insanı mest eden bir kitap. Her karakteri ayrı ayrı incelemek çözümlemek acayip keyifli ve doyurucu idi... Ahh Nazan ahhh azıcık dik durmak öğretilmiş olsaydı sana hayatın nasıl olurdu acaba? En çok sana kızdım, mıymıylığına ezikliğine... Ama gene de böyle olmamalıydı..
Safi kötülük var bence dünyada. Bazıları kanıyla, canıyla, saçıyla teniyle, ruhuyla kötü tıpkı kaynana Hacer gibi...
Son olarak; 'Yoksulluk sadece maddi değildir. Esas yoksulluk ahlaki ve duygusal çoraklıktır!!!' diyerek bitirelim.