Puan vermedi·96 syf.····Okunma: 04 Şubat 2026 13:46 Molière bu eserinde bize Alceste aracılığıyla şunu soruyor: Herkesin birbirinin yüzüne gülüp arkasından kuyu kazdığı, nezaketin sahtelikle karıştığı bir dünyada dürüst kalmak mümkün müdür?
Alceste, toplumun o yapmacık övgülerinden, Canım benim, seni gördüğüme ne kadar sevindim deyip arkasını döndüğünde nefret kusan insanlardan yorulmuştur. O, bir insan sarrafı değil, bir insan kaçanıdır. Çünkü onun için dürüstlük, sosyal uyumdan çok daha değerlidir.( Bu arada hayatımın son 5 yılı inanın bende böyle hissediyorum)
Kitapta gördüğüm bir diğer en vurucu yer, Alceste’in bu kadar nefret ettiği o sahte ve flörtöz dünyanın tam göbeğindeki bir kadına, Célimène’e aşık olmasıdır. Mesela ,Alceste dünyayı dürüstlüğe davet ederken, kalbi gidip en büyük dedikoducuya, en çok maske takana mühürlenir. Bu, aslında hepimizin yaşadığı o büyük çelişki değil mi? Aklımız bize kaç derken, gönlümüz hep kal demez mi sıklıkla.. Alceste’in bu içsel savaşı, kitabı sadece bir tiyatro metni olmaktan çıkarıp bir insanlık trajedisine dönüştürmüş..
Bu kitabı tavsiye ediyorum çünkü bu çağda bizlerde gitgide birer Alceste değil miyiz? Sosyal medyada özellikle instagramda herkesin mükemmel göründüğü, LinkedIn’de herkesin kariyer konusunda çok heyecanlı olduğu, gerçek duyguların emojilerin arkasına saklandığı bir çağda yaşıyoruz..
Asıl merak ettiğim toplumda kabul görmek için bir maske takmak mı gerekiyor yoksa Alceste gibi yalnız kalma pahasına gerçek olmak mı? Sizin tercihiniz hangisi? Yorumlarda buluşalım..