Bir akşam oturup "hadi bir seferde okuyup bitireyim." niyetiyle elime aldığım bir kitaptı bu kitap. Ama hiç kolay oldu mu? Hayır. Ben bu kadar alegorinin olduğu kitapları seviyor muyum? Bence hayır. Ne anlatacaksan bir olay örgüsü içinde çok da alegori olmayacak şekilde dinlemeyi tercih ederim. Benzer hisleri Ernest Hemingway 'in Yaşlı Adam ve Deniz isimli novellasını okurken de hissetmiştim. Bu tarz kitapları okurken kişisel gelişim kitabı okuyormuş gibi hissediyorum. Alegorik eser anlamında José Saramago 'nun eserlerini bu nedenlerle seviyorum. Hem akıp giden bir anlatı söz konusu oluyor hem de çokça hisse çıkarabiliyorsunuz.
Hakkını yemeyeyim bu kitaptan daha fazla şey çıkarılabilir. Büyük kardeş-küçük kardeş anlatımını çok farklı örgüler (şiddet, güç, iktidar, düzen vb. kavramlar) üzerinden okuyabiliriz. Ancak ben bu tarz ögeleri bir kurgu içerisinde ufak ufak bana hissettirilmesini ve bunun üzerine düşünmeyi tercih ederim. Bu tarz kitaplarda ise okurken sürekli şu his içinde oluyorum: Bu okuduğum kısım aslında başka bir dünya anlatıyor. Bunun sürekli olması da okumanın akıcılığını baltalıyor bence.
Benzer şekilde kuyu, karanlık, kuyudan çıkma, aydınlığa erişme metaforları da bu şekilde okumalara açık metaforlar. Kitap bu anlamda politik okumalara da çok açık. Bu tür kitapları okumayı sevenlere tavsiye edebilirim. Ancak benim gibi düşünen kişilere tavsiye etmiyorum. Bilmiyorum belki kitapla ilgili okuduğum diğer incelemeler ışığında ileride okursak daha farklı bir zevk alabilirim. Kısa kitapların laneti de bu sanırım.
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila