·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Kasım 2025 14:04 Zülfü Livaneli, müziğiyle, sesiyle, kalemiyle, kültürüyle çok saygı duyduğum bir şahsiyet. Kitaplarını da hep severek okuduğum, okuduktan sonra uzun süre etkisinde kaldığım bir yazar ama malesef “Bekle Beni” beklentilerimin altında kaldı.
Bu kadar beğendiğim bir kalem, bu kadar önemli bir konuyu keşke daha vurucu, daha edebi ve daha duygusal bir şekilde yazsaydı. Alelacele yazılıp oldu bittiye getirilmiş bir havası olmasaydı keşke.
Konu, dizilerde, filmlerde, kitaplarda sürekli işlenen -ve işlenmesi gereken- yüz karası dönemlerimizden -sadece bir tanesi- olan karanlık bir dönemde yaşananlar. O dönemlerde fikirlerinden dolayı tutuklanan, suçlanan Selim’le , dışarda kocasını beklerken Seliminkiler’i aratmayacak sıkıntılar yaşayan Leyla’nın ve kızları Zeynep’in iç burkan hikayesi. Benzerleri, daha kötüleri ülkemizde belli aralıklarla sık sık yaşandığı için aslında hepimizin aşina olduğu bir hikaye.
Hikaye güzel ama aceleye getirilmiş havası, bazı kopuklukların oluşu, bana göre üzerinde uzunca durulması gereken kısmların “geçiştirilmesi” bende hayal kırıklığı oluşturdu.
Livaneli kitabı, “fırtınalar içinde yitip giden arkadaşlarına bir saygı duruşu olarak” yazdığını söylüyor. Bize de fırtınalarda yitip gidenlere ve fırtınalara rağmen yitmemeyi başarabilenlere saygı göstermek düşsün.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.