Gönderi

10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Çünkü hatıralar, ölümsüzdür... Ölüm, beni ne köle yapabilir, ne de kral; Ben, her sabah yeniden doğmuşum gibi uyanırım..... Ömer Hayyam, 1131 yılında bu dünyaya veda ederken arkasında çözülmüş denklemler ve yanıtlanmış astronomik sorular bıraktı. Ama biz onu en çok, her okuduğumuzda içimizde bir uyanış yaratan o kısa ama derin mısralarıyla hatırlıyoruz. Çünkü o, hatıraların ölümsüz olduğunu biliyordu ve her sabah yeniden doğan bir ruhun, hiçbir zincire vurulamayacağını bize kanıtladı. Ömer Hayyam (1048-1131), Selçuklu döneminde yaşamış İranlı bir şair, filozof, matematikçi ve astronomdur. Bilim dünyasına kazandırdığı derin katkılar ve felsefi rubaileriyle tanınır. Binom açılımını ilk kullanan bilim insanlarından biridir ve cebirsel denklemleri geometrik yöntemlerle çözmüştür. Sultan Melikşah'ın emriyle Celali Takvimi'ni (Güneş yılına dayalı, oldukça hassas bir takvim) hazırlayan heyete başkanlık etmiştir. Varlık ve yokluk, zaman ve insanın evrendeki yeri gibi konuları derinlemesine işlemiş; sorgulayıcı ve akılcı bir yaklaşım benimsemiştir. Dünya çapında en çok rubaileri ile tanınır. Şiirlerinde genellikle hayatın tadını çıkarma, kader, ölüm ve aşk temalarını işlerken, dogmalara karşı akılcı eleştiriler getirir. Fitzgerald'ın çevirileri sayesinde Batı edebiyatında da büyük bir üne kavuşmuştur. Hayyam'a dair olumsuz eleştirileri benim penceremden anlamak gerçekten mümkün değil... Örneğin; Hayyam aslında inançsız değil, bir hakikat arayıcısıdır. O, körü körüne inanmak yerine akıl süzgecini kullanır. Rubailerindeki sitemler, yaratıcıya karşı bir nefret değil; insanın çaresizliğine ve evrenin gizemine karşı duyulan samimi bir feryattır. TDV İslam Ansiklopedisi, onun dönemindeki katı şekilciliğe karşı bir duruş sergilediğini vurgular. Şiirlerinde geçen "şarap" ve "meyhane" kavramları çoğu zaman semboliktir. Hayyam için şarap, zihni bulandıran bir içki değil; gerçeğin sarhoşluğu ve dünyevi hırslardan arınmış bir bilinç halidir. O, sadece bedeniyle değil, zihniyle de anın içinde var olmayı savunur. Evrim Ağacı'nın onunla ilgili bir makalesinde belirtildiği gibi, bir matematikçinin bu kadar disiplinli olması onun "aylak bir ayyaş" olduğu iddiasını çürütür. Ve Hayyam’ın ölümden bahsetmesi karamsarlıktan değil, gerçekçiliğinden gelir. Ölümü hatırlatması, yaşamı daha değerli kılar. "Her sabah yeniden doğmuşum gibi uyanırım" diyen bir adamın karamsar olduğunu söylemek, onun yaşam sevincini ıskalamaktır. Eleştirilen pek çok sert ifadenin aslında Hayyam’a ait olmadığı, yüzyıllar içinde başkalarının kendi uç fikirlerini "Hayyam" imzasıyla yaydığı bilimsel bir gerçektir. Gerçek Hayyam, bir bilim insanının soğukkanlılığına sahiptir. Ömer Hayyam'ın bu eleştirilere bizzat kendi diliyle verdiği meşhur bir cevabı hatırlayalım: "Beni hor görme, ben senin düşündüğün gibi değilim; ben sadece maskesiz biriyim." Kısacası Hayyam, benim için her sabah yeniden doğmanın, her anı ölümsüz kılmanın ve aklın ışığında yürümenin en şairane temsilcisidir. 1. Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; Suçumuza, duamıza önem vermeyen; Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık; Umudumu rahmetine bağlamışım ben 2. Büyükse de isyanım, kötülüklerim, Yüce Tanrı' dan umut kesmiş değilim; Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın Rahmete kavuşur elbet kemiklerim. Keyifle Okuyunuz....
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma
··
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.