Jean-Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi adlı eseri, egemenliğin kaynağını halka dayandırmasıyla siyaset felsefesinde çığır açıcı bir metindir; ancak soyut dili ve “genel irade” kavramının net sınırlarla çizilmemiş olması eseri tartışmalı kılar. Rousseau, bireyin özgürlüğünü koruduğunu savunsa da çoğunluğun iradesinin mutlaklaştırılması, azınlık haklarının göz ardı edilmesi riskini doğurur. Ayrıca ideal bir toplum modeli sunması, eserin gerçek hayattaki siyasi ve toplumsal karmaşıklıkları yeterince hesaba katmadığı eleştirisine yol açar. Buna rağmen kitap, modern demokrasi düşüncesinin temellerini anlamak için hâlâ önemli ve etkileyici bir kaynaktır.